BARIŞ NEWROZU

Abone Ol

Bu yıl Newroz şenlikleri daha kalabalık, daha coşkulu ve daha etkili kutlanıyor. Ülkenin değişik yerlerinde kutlanan Newroz şenliklerinde;

Olay yok,

Sorun yok,

Kargaşa yok.

Ancak dikkat edildiğinde somut bir gerçeklik kendini gösteriyor. Tıpkı baharın farklılığı gibi bu yılki kutlamalar da farklı.

Bundan birkaç yıl öncesine kadar gazete manşetlerine yansıyan başlıklar “Olaysız Newroz” çağrılarıydı.

Ölümlerin olmadığı,

Kargaşanın çıkmadığı,

Gözaltı ve tutuklamaların olmadığı Newrozlar…

Bütün sorunlar çözümü dayatır. Belirginleştiğinde çözüme yönlendirilmeyen sorunlar;

Yara olur,

Hastalık olur,

Bulaşır ve her tarafı hasta yapar.

Türkiye’nin demokratikleşme konusu da buna benzer. Zamanında gerçekleri kabul etmeyen; “var olanı yok sayan,” yeniden dizayn edilen toplum yaratma çabaları içine giren zihniyet; sorun yarattı.

Yarattığı sorun çözümü elzem kıldığında ise işi şiddetle çözmeye baskı ile sindirmeye ve yok etmeye çalıştı. Ancak bu maya bu kez tutmadı.

Değişen dünya koşullarında ezberleri bozmak gerek. Ezber mantığı ile her soruna aynı uygulama ile çözüm arayışına girerseniz başarılı olma ihtimaliniz düşer. Deneme yanılma yoluyla çözüme gitmek ise körebe misali koşturmaya neden olur.

Türkiye’nin bir etnik yapı zenginliği var. Bu zenginlik tehlike olarak görülme yerine zenginlik olarak kabul edilmeyi bekliyor. Eğer meselelere çözüm ve fayda odaklı bakmazsanız o zaman sorunlar ayağınıza dolanır, başınızı ağrıtır, gücünüzü düşürür.

Bu ülkede kimin ne istediği açıktır. Ret ve inkâr etme politikaları ile ülkeyi selamete çıkarmanın imkânsız olduğunu biz görüyoruz. Yöneticilerimizin de görmesi gerekir.

Bir ülkeyi sevmek demek onu;

Çağdaş medeniyet seviyesine çıkarmayı,

Müreffeh kılmayı,

Mutlu kılmayı gerektirir.

Bu ülkenin insanlarını talepleri nedeniyle yok saymak, baskı kurmak varlığını söylediği için onu rencide etmek ve yok kabul etmek artık günümüz dünyasında mantıklı yol değil.

Uygulanan politikalar bu ülkede 30 yıldır yurttaş kanının akmasına neden olmaktadır.

Kim kazandı?

Aslında herkes kaybetti.

Devletin Kürtler yoktur mantığından Kürtler vardır mantığına gelmiş olmasını kazanım olarak mı göreceğiz?

Yoksa Kürtler yoktu diyorlardı şimdi vardır diyorları kazanılmış hak olarak mı göreceğiz?

İşin aslı farklı elbet.

Ne devlet yoktur dediği için Kürtler yok oldu nede mücadelenin varlığı Kürtleri var etti. Mesele dayatma karşısında direnişle aslında var olanın ikrarından başka bir şey değil. Ancak yanlış politikalar sorunu bu hale getirdi ve neticesinde 50 bin civarında insanımızın canına mal olan bir süreç yaşadık.

Neden?

Var olana yok dediğimiz için.

Şimdi çözüm umudu doğdu! Doğrudan öden vermeden ama kararlı bir şekilde barış ve uzlaşı talepleri yapılıyor. Toplumun bunu kabul edip etmediğini, uygun görüp görmediğini alanlarda görmek mümkün. Newroz bunun somut göstergesi. Kürtler Newroz da çözüm sürecindeki uzlaşma girişimlerini desteklediğini net olarak ortaya koyuyor. Direnişte de aynı tavrı ortaya koyduklarını belirtmek gerekir. Çok uzak değil daha geçen sene Diyarbakır Newroz alanının yasaklanmasını halk kabul etmemişti. Ortaya çıkan olaylara rağmen o alana girilmişti. Ama faturası farklı oldu. Bu sene bütün alanlar serbest ve insanlar güle oynaya alanlara gidiyor. Ne bir olay var ne bir kargaşa.

Hangisi güzel!

Demek ki bu ülkeyi cennete çevirmek de cehenneme çevirmek de alınan kararlar bağlı. Doğru kararlar verilsin ki bu ülke güzellikler yaşasın artık. Barış olsun. Newrozlar ülkeyi daha da ileriye götürmenin direniş alanları olsun. Kardeşkanı dökülmesin, insanlar ölmesin.

NEWROZ BARIŞ OLSUN!