7 Haziran tarihinde Türkiyenin 25. Dönem milletvekillerini seçmek için sandık başına gideceğiz.
7 Haziranda Türkiye cumhuriyetinin yeni hükümetini belirlemek için sandık başına gideceğiz.
7 Haziranda Türkiyenin muhalefetini belirlemek için sandık başına gideceğiz.
7 Haziranda Türkiyenin yönetim sistemini belirlemek, yeni anayasasının şeklini belirlemek için sandık başına gideceğiz.
7 Haziranda Türkiyenin demokrasisini geliştirmek ve yön vermek için sandık başına gideceğiz.
7 Haziranda Türkiyenin Kürt sorununda hangi taraftan yana olduğumuzu belirlemek için sandık başına gidip savaşın veya barışın belirlenmesi için oy kullanacağız.
7 Haziranda ülkemizdeki antidemokratik baraj sisteminin yanlışlıklarını ortaya dökmek için sandık başına gideceğiz.
İşte bu nedenlerle de bu seçimde ne yapılmak istendiğini iyi bilmemiz ve ona göre hareket etmemiz gerekmektedir.
Halkın arasına karıştığımızda ya da bizi ziyaret eden dost ve tanıdık çevrelerden en çok aldığımız soru seçim barajının aşılıp aşılmayacağı, eğer HDP seçim barajını geçmezse ne olacağı sorusudur?
Bu sorunun altında yatan gizli soru aslında şudur; Acaba HDP seçim barajını aşmaz da meclise giremezse tekrar savaş başlar mı?
Ya da böylesi bir durumda HDP ya da Kürt siyasal hareketi nasıl bir yol izler?
Öncelikle belirtmemiz gerekmektedir ki HDP barajı aşmazsa kıyamet kopmaz.
Neden?
Çünkü HDP siyasetçileri ve tabanı siyaset mekanizmasını sadece parlamentodan ibaret gören bir anlayışla siyaset yapmıyorlar. Güçlerini tabanlarından alıyorlar ve sokakta siyaset yapıyorlar.
Bu siyasal akım için en zor olan adım Türkiyelilik konusunda tabanını ikna etme çabasıydı ki bunu da seçimlere parti olarak Türkiye genelinde katılma kararı alarak başardılar. Bundan sonra iktidarların ortaya koymuş olduğu %10’luk seçim barajı artık onların sorunu değil. Bu yüzden de oldukça rahat hareket etmektedirler.
Peki, nasıl baraj onların sorunu değil?
Şöyle ki HDP elbette parlamentoda vekilleri aracılığı ile bir temsilliyet sergilemek ister. Türkiyenin kaderini belirleyen yasalar çıkarılırken üzerine düşen görevi gerçekleştirmek ister. Ancak bu güne kadar kat ettiği aşamalarda hiçbir zaman dışlamamakla birlikte parlamento zeminin varlık ve yokluk meselesi olarak görmedi. Hatta hatırlanırsa zaman zaman parlamentodaki milletvekillerin Diyarbakır’a çekme teşebbüslerini bile tartıştılar. Hatta seçimlere girmeme gibi kararlar da alabildiklerini yakından biliyoruz. Parlamento dışı siyaset konusunda uzman bir tabana sahip oldukları için de seçimde barajı aşmadılar diye mücadelelerinden de vazgeçmiyorlar.
Oysa Türkiyenin ve Türkiye siyasetinin kendi sorunlarını demokratik zeminde tartışmak ve kararlarını demokratik kuralları çerçevesinde almak için Kürt siyasetini parlamentoya taşımak gibi bir sorumluluğu var. Türkiyelilik siyaseti yapanların da, birlikte yaşamayı savunanların da, silahlı mücadele ve silahlı yöntemlere karşı olanların da demokratik alanı açmak gibi bir sorumlulukları var. Sistem eğer bu açılımın önüne %10’luk bir baraj koymuş ise bu barajı aştırmak de HDP’den çok demokratik mücadeleden yana olanların boyunlarının borcudur.
Türkiye kamuoyunun büyük bölümü var olan baraj sisteminin antidemokratik olduğunu kabul ediyor. Hatta bu baraj sayesinde iktidara gidenler bile her ne kadar icranın güçlü olması tezini savunuyorlarsa da barajın antidemokratik olduğunu kabul ediyorlar. Bu nedenledir ki devletin siyasi partilere yardım yapma sınırını %7’lik bir orana indirmiş bulunmaktadırlar.
Sadece bu çelişki bile olayı bütün açıklığı ile gözler önüne sermeye yetecek bir çelişkidir.
HDP ve Kürt siyaseti Türkiyenin birlik ve bütünlüğü çerçevesinde siyaset yapmak istediğini seçimlere parti olarak katılmak kararı alarak göstermiş bulunmaktadır. Aynı mantık çözüm sürecinin de temelini oluşturmaktadır. Bu partiyi baraj altında bırakmak demek bu politikalara karşı çıkmak anlamına gelir. Böyle bir duruma ülkeyi sokmanın bir anlamı da kalmaz. Eğer gerçekten ülkeyi idare edenler, ülkede demokrasiyi savunanlar ve çözümde muhataplarını parlamenter zeminde görmek isteyenler söylediklerinde samimi iseler gerçekten illegalite yerine legal siyaset yapanlar ile sorunu parlamento çatısı altında çözmekten yana iseler o zaman yapmaları gereken iş bellidir. HDP’nin meclise girmesi için gerekli olan desteğin sağlanması ve bu desteğe köstek olunmaması!
İşte bu nedenlerden dolayı Türkiye’de 7 Haziranda yapılacak 25. Dönem milletvekili seçimlerinde baraj meselesi HDP’nin değil barıştan, birlikten, bütünlükten yana olanların, demokrasiyi savunanların, adaleti savunanların sorunudur!