Balyoz davası sanıklarının tamamı serbest bırakıldı. Bu beraat ettikleri anlamına gelmiyor olsa da tahliye edilmiş olmaları bu yolda atılmış olan ilk adımdır.
Bu durum karşısında iki ihtimali de göz önünde bulundurmamız lazım. Birincisi Balyoz operasyonunun neden yapıldığı, ikincisi ise Balyoz operasyonunun neden ortadan kaldırıldığı meselesidir.
Balyoz operasyonunun yapıldığı ilk günleri hatırlarsak nasıl bir damla suda fırtına ve kıyametler koparıldığını da anımsayacağız. Darbe planları yapan silahlı kuvvetler mensupları bulunmaktaydı ve bu plan içerisindeki insanlar Anayasal düzeni silah zoruyla yıkma faaliyeti yürüttüklerinden dolayı hak ettikleri cezalara çarptırılmalıydılar. Sivil hükümete karşı darbe yapmak artık geride kalmıştır ve gerekli duyarlılık gösterilecektir nidaları içerisinde yüzlerce silahlı kuvvetler mensubu içeri atıldı.
Yüzlerce klasörlük dosyalarla suçlulukları ispatlanmak istendi. Yargılandılar ve cezalara çarptırıldılar. Yıllarca cezaya çarptırılan bu insanların bir kısmı hastalandı bir kısmı hayatını kaybetti. Aradan yıllar geçti ve Anayasa mahkemesinin yapılan başvuruları değerlendirmesi sonucunda yargıtayda bulunan dosyalar tekrar incelenmeye alındı ve tahliye kararı çıktı.
Karar çıktı çıkmasına ama içerden çıkanlar bu olup bitenlere pek sıcak bakmıyorlar. MHP milletvekili Engin Alan ceza evi kapısında şunları söylüyor; "Bugüne kadar olan hiçbir şey yok sayılamaz. Eğer yok sayarsak hayatlarını, sağlıklarını kaybeden arkadaşlarımıza ihanet olur. Bu alçaklığı yapan, planlayan, destekleyen ne kadar namussuz varsa, bunlar bu ülkenin vicdanlı, onurlu, adil yargıçlarının önüne oturup hak ettikleri cezayı alana kadar bu mücadele sürecek. Hiç kimse bugüne kadar olanların yanına kar kalacağını düşünmesin."
Evet, durum bu kadar net izah edilebilir. Alan lafını sakınmadan söylemiş oluyor. Kendilerine bu durumu reva görenleri namussuzlukla suçlayarak hesabın sorulacağını söylüyor. Eğer gerçekten bu insanlara kurulan bir kumpas var ise ve suçsuz yere bu kadar eziyet çekmişler ise bir hesabın verilmesi gerekiyor ama yapılanlar gerçekten doğru ise ve şu anda ortaya çıkan gereklilik nedeniyle böyle bir adım atıldıysa o zaman ne yapılacak?
İşin ilginç birçok yanının bulunduğu açık. Tahliyeden sonra konuşan eski Genelkurmay başkanı Hilmi Özkökün açıklamaları ve şimdiki Genel Kurmay Başkanı Necdet Özel’in tahliye olan sanıkları tek tek arayarak geçmiş olsun demesi pek manidar gibi. Buna rağmen bunca yıl olup bitenler karşısında sessiz kalan bu kesimlerin bugün sergiledikleri tavrın normal olmadığını belirtmek gerekiyor. Eğer gerçekten suçlu iseler aranmamaları gerekirdi yok suçsuz iseler daha iyi sahiplenmeleri gerekirdi sitemlerini de dikkate almak gerekiyor.
Balyoz ve benzeri davalardan yargılananlar ister tahliye olsunlar ister beraat etsinler maruz kaldıkları bu dönem içerisinde Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde önemli değişimlerin gerçekleştiğini de çok iyi görüyorlar.
Bu nedenle de bu dönemleri sivillerden farklı değerlendiriyorlar. Bu da doğaldır çünkü hem hiyerarşik yapıları değişti hem de komuta yapıları değişti. Kuvvet komuta düzeninin emeklilik furyasını unutmamak gerekiyor. Genel Kurmay başkanı ile Kuvvet komutanları değişikliği istifa veya emeklilik ile sonuçlanmıştı. Türkiye’de ilk kez Jandarma Genel Komutanı Genel Kurmay başkanı oldu. Askeri şura dönemlerinde atanacak Amiral veya General bulunmaması durumları ortaya çıktı. Yıllarca belirlenmiş olan bir düzen yerle bir edildi. Genelkurmay başkanlığı yapmış asker terör suçlusu olarak yargılandı.
Bunca olup bitenden sonra tutuklananlar şimdi serbest bırakılıyor. Balyoza bakınca insan, “bu ne perhiz bu ne lahana turşu” demekten alamıyor kendisini.