BAKAN MI? YAKAN MI?

Abone Ol
Konumuz yine içişleri Bakanlığı koltuğunu ve makamını amaçlarından ziyade duyguları ile idare etmeye devam eden İdris Naim Şahin. Yargıtayın son aldığı karar da artık “Sayın” ifadesi suç olmaktan çıkarıldığına göre kendilerine de Sayın dememizde bir suç oluşmaz. Çünkü Sayın bir nezaket ibaresidir. Her ne kadar bazen duygular mantık karşısında kabarsa da nezaketten ödün vermemek gerekir.
Bizler tebaa olarak sayın bakanı sergilediği tavırları ve yaptıkları konuşmaları(!) ile tanırız. Öyle ya yüz yılda bir anca yurttaşı sevgisini göstermesi için takla atmaya, çiftetelli oynatmaya zorlayan bir bakan nasip olur!
Anca yüz yılda bir hayatını kaybeden insanları “adet” olarak değerlendiren bir bakan çıkar.
Ancak bin yılda bir hata sonucu öldürdüğü yurttaşlarını “figüran olarak “ değerlendiren ve öldürmeyi meşrulaştırmaya çalışan bir bakan koltukta kalmaya devam eder.
Her konuşması, her tavrı birer numune olan bu zatı muhteremi başımıza musallat eden, musalla taşında bile yurttaşın sözlerinden kurtulamadığı bu Sayın Bakanı koltuğa yerleştiren Başbakan Tayyip Erdoğan’ın hangi algı ile değerlendirme yaptığını iyi tahlil etmek gerekir.
Çünkü bu mesele tahlile ihtiyaç duymaktadır. İdris Naim Şahin’in kim olduğuna bakarak olayı değerlendirelim. Olay diyorum çünkü Sayın Bakanın başımıza getirilmesi başımıza gelen bir musibettir ve bu musibetten nasıl kurtulacağımızı konuşmamız lazım.
Google amca ve Vikipeti zatı şöyle tarif etmektedir; “İdris Naim Şahin (d. 1 Haziran 1956ÜnyeOrduTürkiye), Türk siyasetçi61. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti'nde İçişleri Bakanlığı görevini yürütmektedir. 1976 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Ordu İl Maiyet Memurluğu’nu müteakip 1980 yılında Kaymakam oldu. Araklı,TürkeliErmenekDevrekaniEleşkirtCizre ve Elmalı ilçelerinde kaymakamlık yaptı. TODAİE Kamu Yönetimi Uzmanlık Programını bitirdi. 1989 yılında İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişi oldu. 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcılığı görevine atandı. Belediye’nin personel, idari, hukuki, sosyal ve kültürel hizmet birimlerinin yönetiminde bulundu. 1999 yılından itibaren İBB Başkan Danışmanlığı, Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Genel Koordinatörlüğü ve İBB Teftiş Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulundu. İOOHDK Üyeliği, Türkmenistan Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği ve Ordulular Birliği Hizmet Vakfı gibi çeşitli sivil toplum kuruluşlarında üyelik ve yöneticilik yaptı. AK Parti'nin Kurucuları arasında yer aldı. 3 Kasım 2002 ve 22 Temmuz 2007 Milletvekili Seçimleri'nde İstanbul Milletvekili olarak Parlamentoya girdi. 24. Dönem Ordu Milletvekili olarak TBMM'ye tekrar girmiştir. Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyesi de olan İdris Naim Şahin AK Parti Genel Sekreteri olarak görev yaptı.”
Buradan da anlaşılacağı gibi sayın Şahin bilmeden, düşünmeden, istemeden ayaküstü ve her aklına geleni ağzında ıslatmadan söyleyiveremeyecek kadar tecrübelenmiş 1980 model mantıkta göreve getirilmiş bir idarecidir. AKP’nin kurucusudur ve Sayın Erdoğan’ın bu milletin başına musibet olarak atadığı bir bakandır. Dileriz Allah bize acır da tez elden bizi bu musibetten kurtarır. Bu nedenle mübarek üç aylarda bu etmeyi unutmamak gerekir.
“Bir musibet bin nasihatten evladır” demiş atalar. Bu Sözü boşuna söylemedikleri ne kadar da açık. Sayın Bakan ile ilgili olarak iki kelime yazan kendini savcının karşısında buluyor. Gerekçe Sayın Bakana hakaret etmekmiş. İyi de efendim sayın bakan 70 milyonla dalga geçiyor neden ona dur demiyorsunuz? Biz de artık kendisine bir şey demiyoruz. Ağababası Sayın Başbakan bizi bu musibetten kurtarırsa çok iyi olur. Bakınız AKP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hüseyin çelik bile artık dayanamayıp;”söyledikleri insani bir yaklaşımdan uzaktır” diyor.
Son gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde Sayın Bakanın artık bir içişleri bakanı olarak ülkeye ve yurttaşlara bakmaktan ziyade ülkeyi ve yurttaşları yakan bir anlayış sergilediği gözlemleniyor. Bu nedenle Sayın Bakan anlayış ve psikolojisine daha uygun bir göreve çekilirse sanırız herkes için daha sağlıklı olur.