Dünden devam
Soyadımızı taşıyan en büyük çınarımızı, yani Babamı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum. 83 yaşında ebediyete göçen Babamın ardından bir yorum yazmanın ne kadar zor olduğunu anlatamam.
Sosyal medyada pek çok dostun babamla ilgili vefat haberi paylaşımı için yazılan binlerce yorum için saygılarımı, hürmetlerimi sunuyorum.
Babam, 45 yıl önce bile kadın hakları konusunda duyarlı biriydi. Eşlerini dövenleri şiddetle eleştirir, başlık parası alanlar için sayısız mekanda, ‘Kızlarını satıyorlar’ diyerek yerin dibine sokar, nikahlarını kıyan imamlara çatardı. Merhum Mele Abdullah’e Tımoki’nin akrabası olduğu ve sürekli onunla gezdiği için daha pek çok konuda radikal şekilde toplumun yanlışlarını eleştirmekten çekinmezdi.
Babamla çok özel hukukumuz vardı. Çok uzun yıllar önce, 90’lı yıllarda Bağlar Mahallesi ikiye bölünüp Pazaryeri Mahallesi kurulunca merhum Babam Muhtar adayı olmuştu. Amacı kesinlikle mahalleye hizmet idi. Ancak mahallede etkin dört aşiret vardı ve her birisi bir aday çıkarmıştı. Aşiretçiliğe karşı olduğum ve sistem karşıtlığı nedeniyle oy kullanmadığım için Babama, “Ne olur aday olma. Hem sistem karşıtıyım oy kullanmıyorum, hem aşiretçiliğe karşıyım. Oy kullanmayacağım” dedim.
Babam da aşiretçiliğe karşıydı. Bağlar Mahallesi Muhtarı birinci azası, Muhtar Vekili olarak yıllarca hizmet verdiğini, aşiretçilik yapmadığını ve herkese hizmet edeceğini söyledi, adaylıktan vazgeçmedi. Oy kullanmadığım muhtarlık seçiminde oyları eşit çıkınca Babamın çok yakın dostu olarak kendisine her zaman hürmet gösteren Sayın Mehmet Salih Mecitoğlu kura çekilişi sonucunda Muhtar olacaktı. Bazı akrabalar o gece beni sert şekilde eleştirdiklerinde Babam, “Oğlum çok ilkeli, dürüst biri. Her gün görüşlerini size anlattı. İlkeli ve dürüst evlat yetiştirdiğim için mutluyum. Kimse onu eleştirmesin” demişti…
Bu kadar Demokrat ve saygın bir Babam vardı, şimdi boynumuz bükük kaldık…
**
**
Gerçekten de Babamın ardından yorum yazmak bana zor geliyor. Geçmişte dört yıl önce bir Babalar Gününde kaleme aldığım yazıdan ve merhum annemle ilgili yaptığım değerlendirmelerden bir derleme sunmak istiyorum. Yeni nesil gençler lütfen özenle okusunlar:
Gün kutlama adetim pek yok. Örneğin ‘doğum günü’ kutlamasına sıcak bakmıyorum. Gün kutlama adetim olmasa bile içimizdeki nicelerinin babalar günü vesilesiyle babalarını hatırlamaları, hayırla, iyilikle yad etmeleri sevindirici bir gelişmedir….
‘Babalar Günü’ kavramı ‘batı menşelidir’ diyerek kutlamalara kesinlikle karşı çıkmıyorum. Varsın birileri babalar gününü kutlasın. Tanıdığım ve tanımadığım yüzlerce kişi sosyal medyada babalarına değer veren paylaşımlar yaptılar. Çok sevindim.
Babam ve geçen yıl vefat eden muhterem Annemden bana sirayet eden güzel hasletlerin olduğuna inanıyorum. Her şeyden önce ‘dürüstlüğü’ onlardan öğrendim…
Çocukluğumdan beri tanıdığım babam, bulunduğu her çevrede (köyde, şehirde, mahallede, komşularla, iş yaptığı kimselerle) dürüstlükten ödün vermedi…
İnandığı doğruları dillendirmede inatçı kimliğiyle gurur duydum…
Kimseye yaranmaya, şirin görünmeye hiç çalışmadı…
Zorlu hayat koşulları gereği yabancısı olduğumuz bir köyde tütün ekimini yapmıştık.
Köy ağasının yanında yarıcılık yaparken de hak sözü söylemekten asla çekinmediğinin tanığıyım…
Zaten o dobra dobra kişiliği, onurlu duruşu, samimiyeti ve dürüstlüğü nedeniyle köylülerin çok sevdiği bir şahsiyetti.
**
**
ANNE VE BABA HUKUKUNA DİKKAT…
Hile, dalavere, dünya malını toplamada yanlışlara sapmadı.
Dini inançları nedeniyle değil, insani hasletleriyle İslam’ın haram saydığı pek çok günahlardan uzak kalmasını bilmiştir…
Yoksullukla hep boğuşmuştur ama asla onurumuzu çiğnetecek bir yanlışı olmamıştır babamın...
Ondan edindiğim onurlu olma erdemini çocuklarıma da aşılamaya çalışmışımdır…
Babam, partilerin, siyasi kimlikleri olanların, şeyhlerin, zengin ve varlıklı insanların sofralarından kaçınmıştır…
O konuda da benim için güzel bir örnektir…
Babamın ve müteveffa annemin karşısında akıl baliğ olduktan bu yana asla gömleğimin iki yaka düğmesini açmadığım gibi, ayağımı uzatmış değilim…
Şu anda bile ona misafir olduğumda karşısında ayaklarımı uzatmıyorum. Bazıları bunu yadırgıyor, ama kendime bunu bir edep ve terbiye dersi olarak aldığımı belirteyim. Zor duruma düşenlerin yardımlarına koşma konusunda da annem ve babam benim için örnek olmuşlardır. Bu konuda ciddi sıkıntılar yaşamama rağmen zor duruma düşenlere yardım etmekten pişmanlık duymadım. Babamla uygarca tartışıyoruz, bu ayrı bir konudur. Yıllardır bütün akrabalar bu makul tartışmalarımızı biliyorlar. Çocuklarımla da uygarca tartışıyorum. Yanlışlarım varsa eleştiriniz dediğim çocuklarımla tartıştığım gibi, babamla da medenice, saygıda kusur etmeden tartışıyorum…
İnsan hakları mücadelesinde başıma gelen bazı olaylar, çevre mücadelesinde aldığım bazı tehditler, kalemimle sorunların üzerine gittiğim için aldığım riskleri bildiğinden beni korumak amaçlı olarak hareket ediyor diye düşünüyorum…
Evet, dünyada en çok hürmet ettiğim varlıkların başında annem ve babam gelmekteydi. Okuduğum ve inandığım-iman ettiğim- Kur’ani Kerim’in anne ve baba hukukuna bakış açısına bakalım: “Rabbin, kendinden başkasına kulluk etmeyin, ana ve babaya iyi muamele edin, diye hükmetti. Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlığa ererlerse, sakın onlara ‘öff’ (bile) deme. Onları azarlama. Onlara güzel (ve tatlı) söz söyle. Onlara acıyarak tevazu kanadını (yerlere kadar) indir ve: Ya Rab, onlar beni çocukken nasıl terbiye ettilerse, Sen de kendilerini (öylece) esirge, de.”(İsra suresi 23. Ayet)
Bu yazımı okuyacak gençlere özellikle sesleniyorum; gerçekten de hayatım boyunca anne ve babama karşı her zaman hürmette kusur etmedim. Sizler de kusur etmeyiniz.
Zorlu yaşam koşulları nedeniyle üç köy, bir ilçede ikamet etmiş, 1977 yılından beri Batman’da geçirmişiz. Bir gün olsun Annem ve Babam hakkında olumsuz konuşan bir köy veya mahalle sakini ile karşılaşmadığımı açıkça belirtmek isterim. Onları tanıyan herkes, haklrında sadece hayır konuşmuştur.
Bir tek kez anne ve babamın kalbini kırdığımı hatırlamıyorum. Bana alın teri olan helal kazancı önermişler. Haram kazanca hiçbir zaman yönelmedim. Yoksulu gözetme, zor durumda kalana yardım etme ve zulme karşı çıkma dersini anne ve babamdan aldım.
Tüm gençlere tavsiyem; anne ve babalarının değerini bilsinler. İnsan 70 yaşına gelse bile anne ve babalarını kaybedince büyük bir boşluğa düşmektedirler. Bu gerçeğe inanıyor ve yaşıyorum. Kuvvetli inancımla ayaktayım. Vefat eden Anne ve Babamın şahsında bütün Anne ve Babaları saygıyla, hürmetle selamlıyorum. Anne ve Babaların değerini bilen nesiller dileğimle.