ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ!

Abone Ol

Geçen hafta Batman depo yangını herkesi üzdü.

Yayınlanan fotoğrafları görünce onca emek, sermaye bir anda kül olup gitmiş.

Benim de yüreğim yandı.

Esnafımıza geçmiş olsun!

Ateş, ilk çağlarda insanoğlunun buluşu ve en büyük aracı.

İnsan türünü yeryüzündeki diğer tüm canlılardan ayıran özellikler arasında, ateşle olan ilişkisi başka hiçbir şeyle karşılaştırılamaz.

İnsanoğlu, ateşi kontrol edebilen, sürdürebilen ve kasıtlı olarak başlatabilen tek tür ve bunun örnekleri ile her zaman karşılaşıyoruz.

Eski zamanlarda ninem ve dedem, ateş sönmesin ocaklarda diye yanan ateşi su ile söndürmezlerdi.

Ateşin sürmesi için közler küllenir ve saklanırdı.

Tekrar alev tutuşturmak için üflemek yeterliydi.

BÜYÜK TEHDİT: ATEŞ

Bugün ise ateş en büyük tehditlerimizden biri.

İnsanoğlunun ateşle imtihanı milyon yıllara dayanır.

En önemlisi pişirmek işi.

Yemek pişirmek insan beslenmesini değiştirdi, sindirimini kolaylaştırdı ve sindirilmiş besinleri beyin gelişimi için kullandı.

Aynı zamanda ateş korkuttu.

Kontrollü ateş böcekleri uzaklaştırdı, yırtıcıları uzaklaştırdı ve avcılığı dönüştürdü.

Ateş, top-tüfek yapımında kullanıldı.

Kentler ortaya çıktığında, ateş zaten binlerce yıldır insanların yaşam biçimini şekillendirmişti.

Sanayi çağında ateş, insan toplumunu dönüştürmeye devam etti.

Buhar motorları, lokomotifler, içten yanmalı motorlar ve jet türbinleri, hepsi mekanik formdaki ateştir.

Bugün ateş, sayısız modern biçimiyle neredeyse her şeye güç veriyor;

ocaktaki doğal gaz brülörü, hastanedeki dizel jeneratör, yapay zeka modellerini çalıştıran sunucuları barındıran fosil yakıtla çalışan veri merkezi.

Bir zamanlar savanada hayatta kalmak için ateşi ustaca kullanan bir insanoğlu, şimdi gezegenin atmosferini yeniden şekillendiren bir hızda fosil yakıt yakıyor.

Günümüzde tamamen insan egemenliğinin çağında, insanlığın kendi belirleyici buluşu üzerindeki kontrolünü kaybediyor gibi görünüyor.

ALEVLER İÇİNDEKİ BİR GEZEGEN

Günümüzde yangınların küresel olarak yirmi yıl öncesine göre iki katından fazla ağaç örtüsünü yaktığını gösteriyor.

Avustralya’dan Amerika’ya, Avrupa’dan Türkiye’ye her gün yangın haberleri moral bozucu.

Ne yazık ki yangınlar neredeyse her zaman insan faaliyetlerinden kaynaklanır.

Bu faaliyetler arasında yangına karşı direnci zayıflatan ağaç örtüsü boşlukları ve kenarları oluşturan

parçalanma da yer alır.

Kuraklığın körüklediği yangınlar; ısınan iklimin yarattığı daha sıcak ve kuru koşullar ormanları daha yanıcı hale getirirken, yanan ormanlar da ısınmayı daha da hızlandıran karbon salınımına neden oluyor.

Bir zamanlar olağanüstü olan orman yangınları, El Nino etkisi ve iklim döngüleri nedeniyle artık normal hale geliyor.

Ormanlarımıza sahip çıkmalı ve yangınların farkında olmalıyız.

DEVAM EDECEK