Ne yazık ki daha yaşanabilir bir kent gerçeğine ulaşamadık…
Sadece Yazar kimliğimle bu kentin sorunlarının üzerine gitmedim. Sivil toplum örgütlerinde gönüllü olarak yer alıp, sorunlarla boğuştum. Verilen tüm mücadeleye rağmen ne yazık ki hala ciddi sorunlarla boğuşuyoruz…
Hala bu toplumu ve alışkanlıklarını değiştiremedik…
Hala temiz bir kent gerçeğine ulaşamadık…
Oysa 21. yüzyıla yelken açan dünya gemisindeyiz. Bu kente yakışmayan manzaraları içime sindiremiyorum…
Evet… Bu köşenin yazarı olarak gündeme taşıdığım her sorunla amacım daha yaşanabilir bir Batman’a katkı sunmaktır. İnanın sivil toplum örgütlerinde gönüllü olarak görev yapmaktaki tek amacım da hep bu olmuştur.
ÇABAMIZ DAHA YAŞANABİLİR BATMAN İÇİN…
Meselelerin, sorunların çözümünü istediğimde nedense hep bazılarınca yanlış anlaşılıyorum!..
Ya da birilerinin işine gelmiyor ki eleştirilere tahammül göstermiyorlar…
Birileri kraldan fazla kralcı olarak karşıma çıkabiliyor, değişik zeminlerde!..
Belediye yönetimlerine eleştiriler yönelttiğimde veya uyarılarda bulunduğumda bu kentin sakinlerinin hak ve hukuklarını savunmaya gayret gösteriyorum. Birileri ise siyasal gözlükle meseleye bakıp, hemen belediye yönetimlerini savunma moduna geçiyorlar…
Yahu, zor zamanda risk alarak haklarını savunmaktan ve Allah için şahitlik ederken adaletten ayrılmamaya çalışan biriyim. Amacım üzüm yemek beyler. Bunu niye anlamıyorsunuz?..
Belediyelere haksız eleştiriden Allah’a sığınırım. 26 yıldır yazıyorum, hala bunu anlamayanlar var…
Belediye yönetimlerinin hangi görüşte olduğu benim için gösterge olmamıştır.
Bakınız, 1990 yılından beri elimde kalem sorunları dile getiriyorum.
Bu kentin yerel yönetiminde kim görev aldıysa, sorunları bu köşeye taşımaktan ve eleştirmekten geri durmadım…
Bu kenti yerelde yönetme sorumluluğu alan ve dönemlerinde yazı yazdığım seçilmiş şahsiyetler;
Ataullah Hamidi,
merhum Salih Gök,
Mahmut Tileği,
Abdullah Akın,
Hüseyin Kalkan,
Nejdet Atalay,
Serhat Temel,
Sabri Özdemir ve Gülistan Akel…
Yazı arşivim ortadadır. Tüm Başkanlarımıza bu kentin sorunları ile ilgili bakış açımı ifade eden yazılar yazmış, öneriler sunmuş ve eleştirilerden çekinmemişimdir.
Sayın Salih Gök hak aleme gitti, bizler yalancı alemde kaldık. Hayatta olan Başkanlarımızdan birisi bile açıkça aleyhimde konuşmaz, biliyorum. Çünkü hepsiyle çalışmalarım olmuştur.
NEYİMİZ EKSİK?..
Yurt dışına ve özellikle Avrupa ülkelerine geziye çıkıp dönen bazı Batmanlıları dinlediğimde, söylediklerinin hayli etkisinde kalırım. Çünkü anlattıklarının gerçek olduğuna inanıyorum. Bizden hiçbir fazlalıkları bulunmayan Avrupalılar, yaşanabilir kentler inşa ederken, biz sorunlarla boğuşuyoruz…
Neden, niçin?..
Batman için ifade edeyim, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir kent bırakma konusunda üzerimize düşen görevi sorumluluk bilinciyle yerine getirmiyoruz…
Avrupa ülkelerine gitmek bana nasip olmadı. Ancak günümüz dünyasında fiziki olarak gitmediğiniz ülkeler hakkında her türlü bilgiye rahatlıkla ulaşma imkânımızın olduğunu biliyorsunuz.
Gitmediğim, gezmediğim Avrupa ülkelerindeki kentlerin sorunlarını büyük ölçüde çözüme kavuşturduklarını biliyorum.
Sağlık, eğitim, ulaşım, alt yapı sorunlarını çözüme kavuşturanlardan acaba ne eksiğimiz var? İnsan olarak Allah onlara da düşünen beyin,
gören gözler,
işiten kulaklar,
algılayan zihin bahşetmiş, bize de…
Peki biz neden sorunlarımıza çözüm bulamıyor, kendimize ve gelecek nesillere yaşanabilir bir kent sunamıyoruz?
Neden, niçin?
DÜŞÜNDÜREN GERÇEKLER…
Batman’ın bazı alış veriş merkezlerine baktığımızda gerçekten de inanılmaz derecede üzüntü duymamak elde değildir…
En geri kalmış Afrika ülkelerinde görülen manzaranın tıpkısı Batman’ımıza yakışmıyor doğrusu…
Hayır hayır abartmıyorum, bir gerçekten söz ediyorum. Tablalar üzerinde koktuğu, bozulduğu her halinden belli olan etler satılıyor. Hepimiz bu manzaraları sadece izliyoruz.
Açıkta satılan sakatatlar, piliçler manzarası, her ne kadar yoksul bir kitlemizin olduğunu gösteriyorsa da, bu manzaranın son bulması gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu manzara 21. yüzyıla giren Batman’a yakışmıyor…
Evet, arz talep meselesini düşünürsek eğer, tablalar üzerinde satılan etlerin alıcısının da toplumumuzun fertleri olduğunu biliyorum. Açıkta satılan sakatatları, piliçleri, etleri alan insanlarımıza karşı bir üstünlük duygusuna kapılarak bu sözleri ifade etmediğimi bilmenizi istiyorum.
Eğer insanlarımız yoksulluğun pençesinde kıvranıyor ve bu alışverişe mahkûm oluyorsa, halkımız değil, bunun müsebbiplerinin utanması gerekir. Bunu açıkça ifade edeyim. Yoksullukla mücadele edilmesi için sürekli duyarlılık çağrısında bulunan biri olduğumu biliyorsunuz. Güneydoğu gibi çok zengin potansiyelleri, yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynakları bulunan bir bölgenin sakinlerinin açlık sınırında yaşam sürmesi ve yukarıda özetlediğim alış verişlerde bulunmasının nedenleri sorgulanmalıdır. Ancak halkımızın daha sağlıklı ve hijyenik ortamlarda alış verişlerini yapması için de duyarlı olmalıyız.
El arabalarının içerisinde açıkta satılan kuzu ve koyun etleri manzarasına belki artık Afrika’nın en geri kalmış ülkelerinde veya Bangladeş’in yoksul semtlerinde bile rastlanmadığını bilelim.
Artık alış verişlerimize bir çeki düzen verilmesinin zamanı gelmiştir. Artık değişim zamanı. Batman’a dışarıdan gelen konuklarımızın Alo Tevşo Pazarı, Elma Sokağı gibi yerlerde dolaşmalarını hiç istemem. Onlarla orada dolaşırken utanırım çünkü. Artık bu ayıplara ve ilkelliğe son verilmesinin zamanıdır. Ya ikna ederek, ya da halkın sağlığını koruyan yönetmelikleri uygulayarak değişimin zamanıdır…