ANAN LAL OLMUŞ EVLAT!

Abone Ol
21 Şubat UNESCO tarafından Dünya Ana Dil Günü olarak kabul edilen bir tarih. Birleşmiş Milletlere bağlı olarak kurulan Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı olan bu yapı 1946 yılında kuruldu. Değişik ülkelerdeki kültürel değerlerin korunması ve kollanması amacı ile çalışmalar yürütmektedir. Yani bir bakımı devletlerle adı geçen konularda sorun yaşayanların başvurdukları bir kuruluş demek de pek yanlış bir tanımlama olmayacaktır.
Her insanın ana dili ana sütü kadar haktır. Ancak bazı egemen anlayışların bu iki hakka da saygı duymadıkları bilinen bir gerçek. Bu nedenle de egemen zihniyetler kendi varlıklarını ve yapılarını korurken başkalarını varlıklarını ve değerlerini baskı altına almayı yeğlerler ki bu da sorunlar çıkarmaktadır.
Bir insanın, topluluğun, halkın, Milletin temel değerlerinden biri de şüphesiz kullandığı dilidir. Eğer egemen güç veya zihniyet nüfuzunda bulunan bir alanda yaşayan insanların veya toplulukların kullandıkları dili yasaklar ya da gerçekleştirdiği düzenlemelerle kullanımını azaltarak yok olmasına neden olursa bu bir dil soykırımıdır.
Yeryüzünde hala yaşamaktan olan 5 binin üzerindeki diller arasında bulunan birçok dil yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktadır. Sahip çıkılmaz ise pek yakında bu dillerin binlercesi yok olacak ve bu dillerin oluşturdukları uygarlıklar da tanımlanamayacak.
Birçok dil konuşma dili olarak varlığını sürdürmektedir. Fakat zamanla bu dillerin kullanım alanları daralmakta ve kullanıcılara azalmaktadır ki bu da dilin yok olmasına neden olmaktadır. Bu doğal bir süreç olarak görülebilir. Ancak bazı alanlarda ise özellikle devlet baskısı sonucunda halkların kullandıkları diller yasaklanmakta, eğitim ve yazım dili olarak kullanılması engellenmekte ve resmi dillerin baskısı altına alınarak yaşam alanı daraltılmaktadır.
Bu durum dünyanın değişik ülkelerinde sürdürülmektedir. 21 Şubatın Dünya Ana Dil Günü olarak kutlanmasının nedeni de işte böylesi bir durumdan kaynaklanmaktadır. Bugünkü Bangladeş’i  de içine alan Hindistan ve Pakistan arasındaki bölgede yaklaşık 250 milyon insanın ana dili olan Bengal dili kullanılmaktaydı. Ancak Pakistan hükümeti Urduca konuşmayı zorunlu kıldı ve Bengal dilinin kullanımını yasaklamaya başladı. Bu durumdan rahatsız olan insanlar baskılar karşısında direnmeye başladılar. 21 Şubat 1952 tarihinde Bengal dili üzerindeki baskıları kınamak için bir protesto yürüyüşü gerçekleştirdiler. Bu yürüyüşe yapılan müdahale sonucunda birçok insan öldürüldü. Oysa Bengalca Hindistan ve Bangladeş’in milli marşlarının dili. Bu marşların yazarı Tagore ise Nobel ödüllü ilk Asyalı yazar olarak tarihteki yerini almış.  
Bu olayın üzerinden yıllar geçtikten sonra UNESCO 17 Kasım 1999 tarihinde aldığı bir kararla 21 Şubatı Dünya Ana Dil Günü olarak kabul etti ve kutlamaya başladı.
Peki ülkemizde durum nedir?
Ülkemizde de Kürtçe dilinin kullanımı değişik dönemlerde yasaklandı. Bu dili kullananlar hapis ve para cezası ile cezalandırıldılar. Uygulanan eğitim politikaları nedeniyle annelerin çocuklarını anlamaları çocukların ise annelerini anlamaları engellendi. Analar Türkçe bilmez çocuklar ise Kürtçe anlamaz bir duruma geldi. Özellikle askeri darbe anayasası olan 1982 Anayasasında Devletin Resmi Dilinin Türkçe olduğu belirlemesi ile Anadolu da yaşayan dillerin de ölüm fermanı yazılmaya çalışıldı. Yıllarca süren mücadele ve direnme sonucunda ülkemizde hala Kürtçe resmi olarak tanına dil olma özelliği kazanamadı. Son yasal değişikliklerle bazı harflerin kullanımı önündeki yasal engeller kaldırıldı ise de pratikte sorunların devam ettiği hala haberlere yansımaktadır. Kürtçenin eğitimde seçmeli ders olarak okutulması çalışması olumlu bir adım olmakla birlikte yeterli değil. Çünkü bütün iletişim araçlarının egemen dilin buyruğunda olduğu bir yapıda haftada bir iki saatlik derslerle bir ana dilin hakkının verilemeyeceği de açıktır.
Dünyada yürütülen bu politikalar çocukları anadillerinden uzaklaştırmakta ve ana dillerinin yok olmasına neden olmaktadır. Çocuklarınıza adeta ananız “lal” kalmış evlat denilmek istenmektedir. Oysa  ana ninilerini dinleyenlerin bu ninilerin ahengini yaşamları boyunca unutmaları mümkün değil. Bu nedenle bütün dillerin özgür yaşaması ve yaşatılmasını diliyor.Herkesin Dünya Ana Dil Gününü tekrardan kutluyoruz.