AHHH… KARADENİZ!...

Abone Ol

Bu hafta bir felaket yaşadı Karadeniz.

Geçmiş olsun Rize, Ordu, Giresun…

Kalbimiz sizinle…

Medyadan gördük/öğrendik ki;

Can kaybı yok, mal kaybı çok!

Hep söylendiği gibi;

“Aman cana bir şey gelmesinde…”

Ama bungalov denilen yapıların çoğu selle gitmiş.

Sel vuran bölgede yollar harap olmuş, köprüler yıkılmış.

Üstelik elektrikler yok.

Evinden barkından olan insanlar…

Çok üzücü bir durum.

Alt üst olan alt yapı da canımızı yaktı.

Karadeniz Karadeniz olalı böyle felaket yaşamadı!

Çok üzgünüz…

YAYLADAN YAYLAYA KARADENİZ

Bu yaz Ağustos’ta Karadeniz yaylalarındaydık.

Trabzon’dan çıktık yola..

Şavşat, Artvin , Rize ve Çamalıhemşin…

O yayla senin bu yayla benim.

Yaylalarda evlerinde kalık güzel yürekli insanlarla.

Doğanın bir sanatı olan yaylalar, Karçal-Kaçkar dağları, buzul gölleri…

Her gün yürüdüğümüz vadiler, rengarenk çiçekler… en önemlisi de neşeli, iyi yürekli insanlar…

Bir Dağcılık ve Spor kulübü olan DEDAK üyelerinden bir grupla,

Sevgili Neşe Balkanlı ve Müşerref Öğretmenin düzenlemesi ve öncülüğü ile başladı

Karadeniz Fırtınası

Başkan Osman-Şavşatlı Osman kardeşin, yöneticilerin ve rehberlerin kolaylaştırıcı ile her şey çok güzeldi.

Bulutların üstündeydik.

DOĞA: CANLI YAŞAMIN EVİ

Gezdiğimiz yerlerde ve yaylalarda dikkatimizi çeken husus aşırı yapılaşma, yollar ve insan kalabalığı.

Adına “Yeşil Yol” adını verdikleri yolda dört çeker arabalar vızır vızır.

1990 yılından beri her yıl

Karadeniz yaylalarına giderim,

Bu yıl olduğu kadar insan kalabalığı görmedim.

Nasıl düz ovalarda bungalov-hobi evleri yapılıyorsa aynı düzen sanki yaylalara kurulmuş gibi…

Eskisi gibi yaylalarda ne insan var, ne de hayvan.

Şenlik zamanı 3-5 gün kendi evinde, akrabasında ya da günü birlik kalıp biraz yayla havası aldıktan sonra

Allahaısmarladık…

Ama geride çöp yığınlarını ve çevrenin kirletildiğini şahit olduk çoğu yerde.

Karadeniz’de doğa büyüleyici ve çok güzeldir.

Solunan havanın ferahlığı yemyeşil ormanlardan, içtiğimiz suyun membaı, bir tül gibi akan şelalelerin ve derelerin kaynağı yüce dağlardan… yollarında yürüdüğümüz kıvrıla kıvrıla vadilerden inen çıkan patika yollar bizi doğaya bağlıyor.

Peki biz bu güzelliklere sahip çıkıyor muyuz?

Son gezide karşılaştığım manzaralar ve son yaşanan sel afetinden sonra bir yandan iklim değişikliğinin etkisi, öte yandan ise insanların yapıp ettikleri ile doğa boğuşmaktadır.

Karadeniz’de doğanın sürdürebilirliğine en çok tehdit ettiğinden bahsedilen beşeri faaliyetlerinden biri de

HİDROELEKTRİK SANTRALİ PROJELERİ ne yazık ki.

Birinci derece doğal sit alanı olması gereken vadiler

Teker teker projelendirilmektedir.

Bir örnek KAMİLET VADİSİ…

HES’ler için Çevreciler ve doğaseverler çok mücadele verdi.

ÇED raporu alınarak projeler yapılıyor yine de.

HES yapılan bölgede olumsuzlar yaşanıyor.

Vadilerdeki onlarca endemik bitki, derelerin benekli alabalıklarından eser kalmıyor.

Arıcılık faaliyetleri de bundan nasibini alıyor.

Doğa HES’lerin neden olduğu ekolojik sorunlarla boğuşmuyor sadece, insan kaynaklı arazi kullanım özellikleri, ihmaller -ormanı aç, bungalov/ev kondur-bölgede yüksek yağış, toprak kayması ve sel felaketi gibi hali hazırda yaşanmakta olan doğa olaylarının şiddet ve sıklığı gittikçe artacağa benzer.

Karadeniz yaylaları, vadileri doğanın tehdidi altında.

Ekolojik sürdürülebilirliği tehdit;

Orman içlerindeki tarım alanlarında genişletme, enerji yatırımları ve sanayi girişimleri-HES, taş ocakları- yapılaşma, turizm faaliyetleri…sayılabilir.

NE YAPMALI?

Karadeniz’de ekosisteme zarar vermemeli ama nasıl?

Bölgeye yapılacak sanayi-turizm ve enerji yatırımlarında ÇED raporu alınmalı ve takip edilip ekosisteme zarar vermesi önlenmelidir.

· Yapılan ve yapılacak turistik tesislerin doğayla uyumlu, ekolojik sürdürülebilirliği olmalı.

· Yeni yapılan konutların/yayla evlerinin/tesislerin doğaya, kültüre ve yöreye uyumlu görünümde olmalı.

· Çay tarımı için açılan alanların vadilerde yayılmasının önüne geçilmeli.

· HES gibi tesisler sınırlandırılmalı ve uygun şekilde ölçeklendirilmeli.

· Yaylalarda mera ekolojisi korunmalı.

· Kaçak ağaç kesimlerinin ve doğadan kontrolsüz bitki toplayıcılığı kontrol edilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.

Kısaca; her yıl gittiğimiz Karadeniz- yaylaları, dereleri ve dağları- hepimizindir.

Dağlarımız, derelerimiz, ormanlarımız, arılarımız, ayılarımız, kuşlarımız velhasıl tüm ekosistemimizi sahip çıkmalı, çocuklarımızdan aldığımız bu mirası gözümüz gibi korumalıyız…