Bu gün LESEDİ Kültür Köyü’ndeyiz.
Kapı girişinde Lesedililer hoş geldiniz şarkısı ile karşıladılar.
Çok hoş bir karşılama idi.
Her birimize nasılsın diye hal hatır sordular.
Hemen kanımız kaynadı sıcak karşılamaları ile.
rehberimiz Hüseyin Kozlunun liderliğinde iyi ki geldik dediğimiz bir gezi, hatıralarımız arasında çoktan yerini aldı
Paylaştığım bir dans gösterisini yorum yapan Dr Adnan Kardeşimin dediği gibi;
“Dünyadan İnsan Manzaraları” diyebiliriz bu hale…
Dünyayı kendinden ibaret saymak, kendi görüşünün yegane görüş olduğunu zannetmek ne basit bir anlayış!
Güzel bir coğrafyada doğan,
her yönden iyi imkanlar içinde olan, özgür düşünceye ve hareket kabiliyetine sahip olan, kimseye zarar vermeden gül gibi geçinenler ne kadar şükretse az sayılır. Bu imkanlarla yaşayanların bütün bunları kendileri yapmış gibi böbürlenmeleri, başkalarını küçük görmeleri çok hatalı bir durum…
Çok okuyan mı, çok gezen mi tarzında bir münazara olsa hem okuyan, hem gezen tezini savunurdum…
Güney Afrika'nın en meşhur turistik yerlerinden biri olduğu ifade ediliyor.
Ziyaretimiz sırasında öğrendik ki;
Afrika’nın insanlarının muhteşem çeşitliliğini, dil zenginliğini ve kültürel zenginliğini keşfetme imkanı bulduk.
Konum olarak Johannesburg'a otobüsle bir saat mesafede Lesedi Kültür Köyü.
SOTHO dilinde "ışık" anlamına gelen Lesedi, çok kültürlü bir köy örneği.
Johannesburg’a, arabayla
sadece bir saat uzaklıkta.
Lesedi Kültür Köyü 1993 yılında kurulmuş. Çeşitli kabilelerin temsilcileri, kültürlerin tarihsel olarak temsili bir tasvirini sağlamak ve geleneksel yaşam tarzının çeşitli yönlerini vurgulamak için kültür köylerinin tasarımına katkıda bulunmuşlar.
Bu tarihi toplulukların üyeleri
Lesedi'de yaşamakta ve insanı büyüleyen kültürlerine
hayat vermeye devam etmektedir.
Lesedi ziyaretinde bunu yaşadık.
Ziyarette bilgilendirici ve eğlenceli bir şekilde Güney Afrika'nın geleneksel halklarının zengin kültürel geçmişini daha iyi anlama olanağı elde ettik.
Esas olarak bir Zulu kabilesi gelenek ve kültürünü yaşatan ve sürdüren bir köy.
Sadece zululular değil köyde,
Güney Afrika etnik gruplarından
Xhosa, Pedi, Ndebele ve Basotho kökenli insanlar da bulunuyor.
Bu ailelerin her biri burada kalıcı olarak yaşıyor, ineklere, tavuklara ve gelen misafirlere bakıyor.
Gece konaklama imkanı var.
Sazlık örtülü OrtaAsya Çadır tipi
evlerde gece konaklayacaksanız,
kalacağınız çiftliğin ailesi tarafından karşılanırsınız ve evin reisi, konaklamanız süresince sizin kişisel rehberiniz olur.
Misafir, aileden biri kabul edilir.
Gerçek giyimli insanlarla (fantezi kostümlü aktörlerle değil) tanışmak, evlerine girmek ve onların bireysel kültürleri ve günlük yaşam ritüelleri hakkında hikayelerini dinlemek heyecan verici, unutulmaz bir insanları tanıma tecrübesidir.
Biz de öyle yaptık.
Rengarenk geleneksel kıyafetler giymiş, geleneklerini, ritüellerini ve atalarından kalma bilgeliklerini bizimle paylaşmak isteyen dost canlısı yerli halkım temsilcileri ile çarçabuk kaynaştık.
Köylere yapılan yürüyüş turu ile nasıl yaşadıkları,yemek yaptıkları,ne yedikleri içtikleri,ergenilikten erişkinliğegeçiş merasimleri gibi pek çok konuda bilgilendirme yapıldı küçük bir gezinti ile.
Anlatılanlara göre;
AmaXhosa, Güney Afrika'da bulunan ve Nguni olarak bilinen üç ulustan biridir. Diğer ikisi AmaSwazi ve AmaZulu'dur.
AmaXhosa, Doğu Kap'a yerleşmiş ve zamanla Batı Kap'a yayılmıştır.
Xhosa ulusu kabilelerden ve
klanlardan oluşur.
Klanlar, farklı soyadlarına sahip
ancak aynı klan adını paylaşan aile gruplarıdır.
Örneğin, Radebe klandır,
ancak ulusa AmaHlubi denir.
Klan adı, klanı doğuran ilk atanın veya ailenin adıdır. Klanlar kabileleri, kabileler de ulusları oluşturur.
IsiXhosa konuşulan dildir ve
klik sesleri vardır; örneğin İngilizcedeki X, Q, KR ve CG harfleri klik seslerini oluşturur.
Deneyimlemeye çalıştık klik sesi çıkarmaya.
Burada hayat hikayeden ibarettir.
Hikaye anlatımı kültürde büyük rol oynar ve şarkı,müzik bile bir hikaye anlatımı biçimidir.
Daha sonra gösteride izleyeceğimiz
Xhosa dansı, özellikle dansçıların dans ederken üst vücutlarını titretip, titreşime sokmalarını gerektiren umtyityimbo adı verilen dans formu, başlı başına bir harikaydı.
****
Giyim kuşama gelince; Xhosa geleneksel kıyafetleri, benzersiz stil ve desenlerde dokunmuş pamuktan yapılmış.
Kadınlar, etek ve boyun kısmında siyah eğik şeritlerle süslenmiş beyaz elbiseler ve çeşitli renklerde iki veya üç farklı malzemeden yapılmış bir başlık giyerler. Başlıkların renkleri, geldikleri farklı bölgeleri temsil eder.
Evli kadınlar, siyah eğik şeritlerle süslenmiş elbiselerinin üzerine uzun önlükler giyerler ve ardından tüm kıyafetlerinin üzerine aynı malzemeden yapılmış bir pelerin giyerler. Bu kıyafete isikhakha denir. Kadınlar, el çantası gibi kullanılan inxili adı verilen askılı bir çanta taşırlar.
Xhosa kadınları için takı olmazsa olmazdır. Küpe, kolye ve geleneksel yakalar gibi geleneksel Xhosa takıları boncuklardan yapılır. Yakaların boyutları değişir; bazıları omuzlara kadar uzanırken, bazıları omuzların üzerinden üst kolun yarısına kadar uzanır. Boncuklar gökkuşağının tüm renklerindedir ve kırmızı, mavi, lacivert, beyaz ve sarı gibi ana renklerle yapıldığında göz alıcı görünürler.
Xhosa erkekleri belden ayaklara kadar uzanan, vücudu saran etekler giyerler. Omuzlarına, soğuk havalarda pelerin görevi de gören uzun bir atkı atarlar. Kabilelerinin geleneklerine bağlı olarak boncuk veya kumaştan yapılmış başlıklar takarlar.
Kısa gezinti sonrası sihirli dans gösterileri başladı.
Geleneksel kültürel pratiklerini
tiyatro yoluyla canlandırdılar.
Otantik Afrika köylerinin renkli kılık kıyafetleri görsel bir sunumdu .
Geleneksel şarkılar, danslar hayatımıza unutulmaz bir anı bıraktılar.
Büyüleyici dans performansları,
ruha dokunan müzikler ve
sanatsal hikaye anlatımlarıyla
kadim- köklü geleneklerin hayata geçtiği bir dünyayı yaşamak unutulmaz.
En dikkat çekici gösterilerden biri
Sopa dövüşü idi.
Xhosaların küçük yaşlardan itibaren veldlerde (meralarda) sığır güderken öğrendikleri bir sanat imiş.
Eğitimleri burada başlar çünkü bu beceriyi kendilerini ve ailelerini savunmak için kullanırlarmış.
Xhosa erkeklerinin taşıdığı sopaların çoğu onlara sünnet törenlerinde verilirmiş.
Geleneksel şarkılar ve dans aktiviteleri sonrasıNyama Choma restoranda krallara layık geleneksel yemeklerden oluşan açık büfe yemeği sunuldu.
Doğu ve Güney Afrika lezzetleri yani tam bir Pan Afrikan açık büfesi.
Ekzotik Menüde yaban hayvanı etleri- İmpala-, devekuşu veya timsah benzeri etlerle hazırlanmış bir menü.
NYAMA CHOMA RESTORANI
Restoranın iç yapısı Afrika kültürünün ayrılmaz bir parçası gibi otantik. Restoran üç bölüme ayrılmış:
Doğu Afrika: Doğu'nun güzel insanları Maasai'lerin duvar resimleri süslemiş.
Güney Afrika: Güney Afrika'nın dokuz kabilesinin duvar resimleri ile süslü.
Kuzey Afrika, Nil Odası: Alçak masalarda yer minderlerinde bağdaş kurarak oturulabilen mekan.Bu mekanların her biri, çeşitli Afrika geleneklerinin renklerini, manzaralarını, kokularını taşıyor gibi izlenim bırakıyor.
Dekor ve duvar resimleri, Kuzey Afrika’nın tarihini, köle ticaretini,
David Livingstone'un keşiflerini ve
Arap geleneklerinin, kültürlerinin ve yemeklerinin etkisini yansıtıyor.
Restoranın geleneksel ve güler yüzlü hizmetiyle birlikte bir gitar ve vurmalı bir çalgı ile yemek müziği çalınıyor.
Tam ortada tahta oturan bir klan ağası etrafı kolaçan ediyor.
Son olarak demem o ki;
Kültürel kimlik kaybının üç temel nedeninin göç, sanayileşme ve küreselleşme denilen olaylar zinciri. İnsanlar yeni bir ülkeye göç ettiklerinde, genellikle bulundukları kültürün kültürüne uyum sağlamak zorunda kalıyorlar. Ev sahibi kültüre uyum sağlamaya çalışıyorlar ve
ardından kendi kültürlerini
kaybetmeye başlıyorlar.
LESİDİ geleneksel kültür köyü bu yönden medeniyete bir hizmettir