Bazı kişiler 50 yaşında kendini genç ve sağlıklı hisseder.
Hayatın eğlenceli yönlerinin bitmeyeceğini ve genç yaşlarda yaptığınız şeyleri yapmaya devam edebileceğinizi düşünebilirler.
Ne var ki genellikle 50 yaş yaşlanmanın gerçekten başladığı yaş olarak düşünülür.
Daha sık sağlık kontrolüne başvurulur.
Aynı zamanda kalp hastalığı ve çeşitli kanser risklerinin de bir dönüm noktasıdır.
Sağlığımızı gözden geçirmek için ne kadar uzun süre beklersek, durum o kadar kötüleşebilir.
Daha sağlıklı bir hayat sürmek için peki ne yapmalı?
DENGEDE KAL!
Şahsen dengeyi çok önem veriyorum.
50’li yaşlardan itibaren dengenizi geliştirin.
Çünkü,düşmeler 65 yaş ve üzeri yetişkinlerde yaralanmaların önde gelen nedenidir.
Bu senaryoyu önlemek için, günlük rutininize dengeyi artıran aktiviteler eklemek kadar basit bir yol vardır; bunlar arasında dans, tai chi, yoga ve dönüşümlü olarak bir dakika veya daha uzun süre tek ayak üzerinde durmak gibi.
Denge problemi varsa gözlerinizin ve kulaklarınızın da sağlıklı mı kontrol ettirmeli.
Elli yaş bunun için hala erken, ancak işitme veya görme sorunlarınız varsa, bu denge sorunlarına yol açabilir.
HAYAT ÖĞRENMEKTİR!
Yaşlılığa adım atarken yeni bir beceri öğrenin.
Piyano çalmayı veya yabancı bir dil öğrenmeyi/konuşmayı hep istediniz mi?
Hemen başlamak, bilişsel gerilemeyi önleyebilir.
Ayrıca ruh sağlığı açısından da faydalıdır.
SAĞLIK TARAMALARI
Yaşınıza uygun kanser taramaları yaptırma zamanı.
Çünkü yaşlanma kanser gelişimi için en önemli risk faktörüdür.
Ancak tarama testleri anormal hücreleri erken tespit ederek hastalığı yenme şansınızı artırabilir.
50'li yaşlarınıza geldiğinizde, meme, rahim ağzı ve kolorektal kanser taramalarından
geçmiş olmanız gerekir.
Sigara içiyorsanız, akciğer kanseri taraması hakkında da hekiminize danışmalısınız.
Elli yaş biraz yapay bir sınır elbette, çünkü sürekli bir risk söz konusu.
kırılma noktası da diyebiliriz bu sınıra.
KEMİKLER ÇITIRDAMASIN!
Kemik sağlığınıza öncelik verin.
Kemik kaybı, özellikle kadınlarda 50 yaş civarında artmaya başlar.
Yaşlı kadın yetişkinlerde osteoporoz geliştirme olasılığımız erkeklere göre dört kat daha fazladır.
Bu durum, yaşamı zayıflatabilecek veya hatta kısaltabilecek yıkıcı kırıklar açısından daha yüksek riske sokar.
İlaçlar ve yaşam tarzı değişiklikleri (kalsiyum ve D vitamini alımını artırmak gibi) sorunu hafifletebilir ve ağırlık kaldırma egzersizleri de aynı etkiyi yaratabilir.
Kadınların kemik kütlesinin %10'unun menopoz geçişini takip eden iki veya üç yıl içinde kaybolduğunu ve bu nedenle hormon tedavisinin de yardımcı olabileceği belirtiliyor.
Bu,kadınlar için can sıkıcı bir durum.
Çünkü kadınlar hem hormonlara hem de yaşa bağlı kemik kaybı yaşıyor ve bu durum 50'li yaşlarda hızlanıyor.
Tedavi edilmeyen birçok kadın 60'lı yaşlarına geldiğinde kemik erimesinene bağlı kırıklar yaşıyor.
Ayrıca kas gücü de korunmalı.