17 Aralık 1959 tarihinde evlerine ve işyerlerine yapılan baskınlar sonucunda Kürt kökenli 40 kişi yakalandı. Daha sonra bu sayıya dokuz kişi ve ardından da iki kişi daha eklenerek sayı 51’e çıktıysa da bu davadan yargılananların adına 49’lar dosyası sanıkları denildi.
Kırk dokuzlar dosyasının yargılananları Kürtlerin aydın kesimi olarak tabir edilebilecek insanlardan oluşuyordu. Kendilerine yöneltilen suçlama dış güçlerin kışkırtmaları sonucunda ülkeyi bölmeye çalışmaktı. Bu dosyada ismi bulunanların Türkiye kamuoyu tarafından bilinen insanlar olduğu açık. Yavuz Çamlıbel, Mehmet Ali Dinler, Yusuf Kaçar, Nurettin Yılmaz, Ziya Şerefhanoğlu, Medet Serhat, Hasan Akkuş, Örfi Akkoyunlu, Selim Kılıçoğlu, Şahabettin Septioğlu, Sait Elçi, Sait Kırmızıtoprak, Yaşar Kaya, Faik Savaş, Haydar Aksu, Ziya Acar, Fadıl Budak, Halil Demirel, Esat Cemiloğlu, Ferit Bilen, Mustafa Nuri Direkçigil, Fevzi Avşar, Necati Siyahkan, Hasan Ulus, Nazmi Balkaş, Hüseyin Oğuz Üçok, Abdurrahman Efem Dolak, Mehmet Nazım Çiğdem, Fevzi Kartal, Mehmet Aydemir, Musa Anter, Canip Yıldırım, Emin Kotan, Ökkeş Karadağ, Muhsin Şavata, Turgut Akın, Sıtkı Elbistan, Şerafettin Elçi, Mustafa Ramanlı, Mehmet Özer, Feyzullah Demirtaş, Cezmi Balkaş, Halis Yokuş, İsmet Balkaş, Sait Bingöl, Mehmet Bilgin ve Fetullah Kakioğlu
Bu insanların bazıları hala aktif siyasetin içinde ve parlamentoda görev yapmakta. Bazıları ise aramızda değil. Ancak soyadlarından da anlaşılabileceği gibi aramızda olmayanların çocukları ya da aile bireyleri bugün de siyaset mekanizmasında tanınan isimler. Aralık 1959 da bu insanları gözaltına alınarak daha sonra yargılayıp çeşitli cezalara çarptırdılar.
Aradan 50 yıldan fazla bir zaman geçti. Elli yıl önce ülkede 50 kişi toplanarak görülen davalar bugün binlerce kişi toplanarak sürdürülmekte. Sayı artmış, davalar artmış, kayıplar artmış ancak hala çözüm bulunabilmiş değil. 50 yıl önce Ülke genelinde 50 okumuş Kürt aydını bulunup toplanabilmekte ve sorunun bu şekilde çözülebilineceğine inanılmaktaydı. Ancak bugün sadece bir kasabada üniversite mezunu sayısı bu rakamın üzerinde. 50 yıl önce ülkenin yabancıların kışkırtmaları ile bölünebileceğine inananlar hala bu inançlarını değiştirmiş değiller oysa bunca geçen sürede ülkenin yıkılmadığı ve aradan geçen bunca zaman ve olaya rağmen hala birlikte yaşam için mücadele edenlerin sayısının küçümsenemeyecek kadar fazla olmasına rağmen sorun bir türlü çözümlenebilmiş değil.
MHP Milletvekili Oktay Vural geçenlerde yaptığı bir açıklamasında Kürt meselesinin sosyolojik değil siyasal bir mesele olduğunu hatırlattı. O halde bu meselenin teşhisi yapıldığına göre çözüm konusunda da dünyada uygulanan yöntemler denenmelidir. Kürt meselesinin tutuklamalarla, öldürmelerle, sürgünlerle bitmediği baskı mekanizmalarının sürdürülmesi ile yok olmadığı 49’lardan bu yana geçen 50 yılı aşkın sürede de net olarak görülebilmektedir.üstelik son elli yıllık sürecin askeri darbelerle yarattığı tahribatın yanı sıra meydana gelen olaylarda yaşanan can ve mal kaybı neredeyse Kurtuluş savaşı olarak bilinen mücadelede kaybedilen insan sayısı ve mal kaybına eşdeğer bir duruma gelmek üzere.Kurtuluş savaşında omuz omuza çarpışıldı şimdi karşı karşıya çarpışılıyor.
Şurası açıktır ki Türkiye demokrasisi ve ülke yurttaşları şu anda 1950’lili yılların bir hayli üzerinde bir demokratik bilince sahiptirler. Ülke gelişmişlik oranı ve seviyesi olarak da o günlerin bir hayli üzerinde bir kapasiteye sahip ancak ne yazık ki idare edenlerin 1950 de sahip oldukları korku imparatorluğu bir türlü geri gitmiyor. Kürt meselesinden kaynaklı olarak şu anda cezaevlerinde tutuklu bulunan onbinlerce tutuklu bulunmaktadır. Bir o kadar dağlarda insan barınmaktadır. Ülke genelinde dahili ve harici operasyonlar yapılmaktadır. Bunların sonuca olan katkısı konusunda bilgi verecek kimsenin bulunmaması anormal bir durum değil mi? Bu sorunun çözümü, çözüm metotları içerisinden şiddetin çıkarılması ile mümkündür. Diyalog ve siyasal zeminde yürütülecek çalışmalar en akılcı yoldur.
1959 da 49 kişinin tutuklanması ile çözüleceği düşünülen sorun, 2012 de onbinlerce kişinin tutuklanması ile çözümlenmek istenmektedir. Ogün olmamıştı bugün de bu metotla sorun çözümlenmeyecek aksine görüldüğü gibi biraz daha büyüyecek. Amaç sorunu büyütüp sürdürmek ise yola devam ancak çözüm ise bu yoldan dönmek gerek.