2014 yılının bitmesi ile ömür ağacımızdaki yapraklardan birisi daha sarararak düştü. Kimine göre bir yıl daha olgunlaştık, kimine göre bir yıl daha yaşlandık, kimine göre bunadık kimine göre akıllandık. Tabi bütün değerlendirmeler meseleye nereden ve hangi bakış açısı ile baktığınıza göre değişiyor.
İYİ DÜŞÜN İYİ OLSUN
Aslında meseleye başından itibaren iyi bakarsak iyi düşünme şansına da sahip oluruz. Çünkü o zaman hep işin olumlu yönlerini gerçekleştirmeye odaklanır ve ona göre kararlar almaya çabalarsanız. İstikametiniz iyi ve olumluyu gerçekleştirmek olacağı için olumsuzlukları hep engel olarak görüp aşmaya çalışacaksanız. Yani iyiliklerle dost yanlışlık ve kötülüklerle düşman olmayı tercih eden bir yol izleyeceksiniz ki bu olumlu bir sonuca ulaşmanın birinci adımı olacak.
Bütün iyi niyetimize rağmen Türkiye’deki gelişmelere, bölgemizde ve ilimizdeki gelişmelere baktığımızda bizi zor bir yılın beklediğini belirtmek gerekiyor. Çünkü bu yıl Türkiyenin kaderini, istikametini, yönünü, geleceğini belirleyen kararların alınacağı bir yıl olma ihtimali oldukça yüksek.
Bu yıl Türkiyenin bundan sonraki yönetim modelinin hangi tarz üzerinden gelişeceğini belirleyecek bir seçim yaşayacağız. Haziran ayında gerçekleşecek bu seçim sadece iktidarı belirleyen bir seçim olmayacak. Aynı zamanda Adalet ve Kalkınma Partisinin Türkiye için planladığı modelin temellerinin atılacağı ve kabul edileceği bir seçim olacak. AKP’nin iktidarını anayasayı değiştirecek bir çoğunlukla sürdürmesi durumunda rejim model değişikliğine gitmeye başlayabilir. Buna mukabil Türkiye siyasetindeki asıl sorun siyasal partiler arasındaki fikir ayrılıklarının rejime dayanacak şekilde ayrışması ve farklılaşmasıdır. AKP bunu yeni Türkiye eski Türkiye söylemleri ile ortaya koyarken, Diğer siyasal partiler bunu daha farklı yorumlamakta ve iktidarın ülkenin demokratik, laik sistemini çökerttiğini düşünmektedirler. Her seçim sonrasında balkon konuşmaları merakla beklenen başbakan Erdoğan artık Cumhurbaşkanı konumunda. Yani milletin birlik ve beraberliğinin temsilliyeti olan bir makamda ancak görünen o ki şu ana kadar bildiğimiz cumhurbaşkanı konumundan ziyade kendisini AKP ve hükümetin başında görme anlayışında bir değişiklik olmamış. Bu da istemesek de bu yılın önemli tartışma konularından birisi olacaktır.
Türkiyenin dış politikada izlediği yolun dikenlerle dolu olduğunu da belirtmemizde fayda olacaktır. Bir ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik anlamda önceliklerini belirleme gücüne sahip olması oldukça önemli. Ancak içinde yaşadığımız dünya koşullarında yüzünüzün nereye dönük olduğu da bir o kadar önemli. “Cin olmadan adam çarpmaya kalkışmak” her zaman olumlu sonuçlar doğurmuyor. Türkiye her ne kadar geçen on yıllık süreç içerisinde birçok alanda olumlu adımlar atmış olsa da henüz dünyada ve kendi bölgesinde uluslar arası politikaları yönlendirecek bir ülke konumuna gelmiş bir ülke değil. Evet, artık IMF’nin bir milyar dolarlık kredilerini muhtaç durumda değiliz ancak 400 milyar dolar borcu olan, işsizliğin başını alıp yürüdüğü, gelir adaletsizliğinin hat safhada olduğu, yolsuzluk iddialarının hükümete kadar uzandığı, insanların devletin verdiği sosyal yardımlar sayesinde açlıktan ölmediği bir ülke konumunda olduğumuzu unutmamalıyız.
Sadece bu kadar değil. Hükümetin sıfır işkence, komşularla sıfır sorun politikaları içerde ve dışarıda ilk başlarda olumlu bir havada yürüdüyse de bu aralar tekliyor. Irak, Kuzey Afrika, Suriye ve diğer komşularla bu politikaların başarılı yürümediği açık. Yapılan tercihin Demokrasi,insan hakları ve özgürlük anlayışı ile yürümesi beklenirken bölgemizde Arap hamiliğine soyunan,Müslüman ve Sünni anlayışı benimseyen bir yol haritası ile karşılaştık. İşin acı tarafı bu politika içerisinde Kürt fobisinden kaynaklı olan bir de Kürtlerin özgürlüklerine kavuşmasını ve haklarını anlamalarını engelleyen bir tavır sergilemesi oldu. Suriye’deki durum bunun somut göstergesi.
Ve bir de çözüm süreci var tabi. Türkiye Kürt sorununu demokratik bir model ekseninde çözmek için çözüm sürecinin yol haritasını uygulayacak bu yıl. Bu uygulama hem Türkiye cephesinde hem Kürt cephesinde zaman zaman yüksek sesli itirazlarla karşılaşacaktır. Özellikle seçim sürecinde muhalefet partilerinin meydanlarda dillerinden düşürmeyecekler konulardan biri de bu. Lakin bu sorun ülkenin temel sorunu ve çözülmesi gereken sorunu. Çünkü bu sorun çözülmeden hiçbir sorunun sağlıklı bir çözüme kavuşma şansı yok. Bu çerçevede tartışma konusu olacak olan yeni anayasa, başkanlık sistemi, dış politikadaki gelişmeler bu yılın zor konuları olacak. Tabi burada bütün yükü siyasilere atamayız. Bizim yapacağımız tercihler bu konuları yönlendirecek. Bu nedenle bu yıl vicdanlar açısından da zor bir yıl olacak.