14 Şubat sevgililer günü olarak kutlanıyor. Gün dolayısıyla herkes sevdiğine bir armağan almak, gönlünü çalmak için hareket edecek. Piyasalar canlanacak, alışverişler artacak, tüketim olacak ve insanlar sevinecek.
Normal bir yaşamın sürdüğü toplumlarda böylesi özel günlerin elbette bir anlamı var. Değişik gerekçelerle özel günler belirlenecek ve bu günlerde yaşamın renklerine renk katacak etkinliklerle yaşam güzelleşecek.
Ancak bizim gibi toplumlarda böylesi özel günlerin kutlanması biraz yaban kaçıyor gibi. Yapmacık hareketlerin farkındalık yaratması gibi yapmacık günlerin de farkı anında kendini gösteriyor. Kim bilir belki yıllar sonra bizim de böylesi günleri sevinçle kutlayacağımız toplumsal bir yapımız olacak ama o günlere kadar 14 Şubatlarımız hep soluk yaşanacak.
14 Şubatlar hasretliklere gebe olduğu sürece yabancı, soluk ve renksiz geçecek bizim coğrafyamızda. Sakın yanlış anlaşılmasın kimsenin sevincine bir şey dediğimiz yok. İçinden gelen herkes elbette dilediğince bu günü kutlayacak. Mutlu olacak ve mutlu edecek. Bizim de istediğimiz mutluluk zaten ancak mutsuz olan milyonlar varken yalancı bahar çiçekleri gibi açmak da ne yazık ki mümkün olamıyor.
Ülkemizde yüz binlerce yurttaşımız sevgiye hasret, sevgiden uzak diyarlarda yaşamak zorunda. Sevgi yerine korku hakim dağlarda, yamaçlarda, kapalı kapılar ardında, kışlalarda, mevzilerde, duman tüten ve tütmeyen ocaklarda.
Evlat yolu gözleyen anneleri mi sayarsın,
Babaya hasret çocukları mı dinlersin,
Yârini kaybeden kadınlara mı üzülürsün,
Kardeş hasreti çeken bacılara mı yanarsın?
Bir mezar taşına hasret yüreklere bir damla serinliği nasıl serpersin hesapları da yapılmalı…
Ama gerçeklerimiz farklı,
Sevgilerimiz tutsak,
Söylemlerimiz sert,
Bakışlarımız mat,
Sevgiye hasretiz sevgililer gününde.
Gülemiyoruz 14 Şubatların sevgi bekleyen yüzlerine çünkü korkulu 15 Şubatlarımız var bizim. Endişeler barındıran, korkulara, hainliklere, ölümlere göz kırpan türden. Sevindiremiyoruz sevgi bekleyen sevgililerimizi, sevgiye hasret tanıdıklar yüzünden. Onlar sevinmeyince, onlar hasret kalınca açan bir çiçekle baharın gelmemesi gibi sevgi ortamı da yaratılamıyor tek sevgiliyle.
Bugün 14 Şubat çocuklar ekmek, babalar emek derdinde olacak yine. Emek ve ekmek derdinde olanlar bu tasayı taşımayanların sevgisine sevgi katmaya yarayan mallar satmak için yine caddelerde, dükkân önlerinde, mağaza reyonlarında müşteri bekleyecek. Bütün hasretliklerine, karamsarlıklarına, endişelerine rağmen güler bir yüzle; “Sevgililer gününüz kutlu olsun, sevgilinizi sevindirin” diyecek.
Kutlamak isteyen, kutlayan ve kutlayacak olan herkesin 14 Şubat sevgililer gününü kutluyoruz. Sevgiye hasret, yol gözleyen, umudu olan herkesin umudunun gerçekleşmesini diliyoruz.
Bu gün size Ahmet Kaya’nın dizeleri ile vedalaşalım.
“Hadi sen git işine de herkes kendi işine
Dağlarımda ölüm var lo düşemem yar peşine”