Evet, biz yetişkinler artık dönüp çocukluğumuzu yeniden inşa etme imkanımız yok, oysa çocuklarımızın çocukluklarını doya doya yaşanmasına yardımcı olabilir, onların ömür apartmanlarını sağlam zeminler üzerinde kurmalarını sağlayabiliriz... Çoğu insan hatta hemen hemen herkes kendi çocukluğundan konuşur, özler ve imkansız olduğu halde tekrar o günlere gitmek ister ve bunları düşünürken yanıbaşında büyüyen çocuğunu görmez, zaman akıp gider, çocuk büyür, yetişkin kişi yaşlanır. İşte bu kısır döngü nesiller boyu sürer gider. Oysa filmi başa almak istersek alabiliriz.  Nasıl mı? Çocukluğumuzda bizim yaşayamadığımız, içimizde ukte kalan birçok şeyi imkan dahilinde çocuklarımızın yaşamasını sağlamak.

Sevgili Doğan Cüceloğlu şöyle der ; "Bir insanın anavatanı çocukluğudur..." çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur. Bir annenin,bir babanın en önemli görevi; çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır. Bugün yarış atı gibi yetiştirilen, dersaneden okula, okuldan dersaneye, hafta sonları o kurstan o kursa koşuşturan, evde geç saatlere kadar süren ders çalışmalarına içten içe isyan eden çocuklar; sistemin kurbanı olup, hayattın tadına varamadan ne yazıkki daha o yaşta her şeye geç kalıyorlar... Hemen hemen bütün psikolojik sorunların altında anne ve baba ile olan ilişkinin detayları yer alıyor. Eğer bu ilişki hasarlıysa, eksikse, yanlışsa; kişiliğimizin yapı taşları yanlış yerleşiyor, hayata hep eksik başlıyoruz, insanlara karşı güvensiz oluyoruz. Maalesef günümüz dünyası hep bir koşturmaca içinde geçiyor. Ee çalışıyorum, çok yoğunum adı altında koca bir günün sadece bir saatini bile çocuğuna ayırmayan zalim baba! Bütün gün kafasını ev işlerinden kaldırmayan zalim anne ! Oysa çocuklarımızın ne çok paraya ihtiyacı var ne de yorgun bir anneye... sadece kaliteli zaman geçirmek istiyorlar, sevgi ile büyümek, hayata daha mutlu, daha umutlu ve sağlam bakmak istiyorlar. Çocuklarımız büyüdüklerinde hiçbir oyuncaklarını hatırlamayacaklar evet, fakat sizin onu bir yorganın altında ayaklarını ısıttığınız ya da mısır patlatıp film izlediğiniz o kış gecesini asla unutmayacaklar. Haftasonları bir görev gibi çocuğunu alıp alışveriş merkezlerine hapsedip, güya gezdirmek adı altında kendini kandırarak, çocuğu o kapalı, gürültülü ve sıkıcı ortamlara hapsetmek. Oysa açık havada yürümek, top oynamak, yoldan geçen arabaları saymak, taş toplamak, eve gelip o taşları boyamak paha biçilmez... Daha vakit var yaparım deyip ertelemek biz insanoğlunun en çok yaptığı yanlışların başında geliyor. Hayır vakit yok, öyle hızlı geçiyor ki zaman dönüp arkana bakmaya bile fırsat vermiyor..

"Çocuklar gülsün diye" yaşayalım. Çünkü insanın anavatanı çocukluğudur. Çocuklar gülerek, oynayarak büyürse, sonunda büyükler güler. Büyükler mutlu olup gülümseyince tüm ülke, tüm insanlık güler...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sedat 2017-05-23 16:29:26

günümüz çocuk eğitimindeki sıkıntılara ışık tutatn bir yazı