Biz insanların hayattan bitmek tükenmek bilmeyen beklentileri vardır ve karşılanan her beklenti yerini başka bir isteğe bırakır. Sonu gelmeyen isteklerimiz bizi tatminkar olmayan ve yetinmeyi bilmeyen bireyler haline getirir. Bu zorluklarla dolu hayatta karşılığını huzursuzluk ve de mutsuzluk olarak bulur. Sanırım günümüzde sorunların çoğunun temelinde yetinmeyi bilememek, hep daha fazlasını istemek, onun için doğru olmayan yollara başvurmak... Bu böyle devam ederken, bir bakmış ki insanoğlu, çoğu güzellikleri göremeden koca koca yıllar göçüp gitmiş...
Dünyaya gelmek için hiçbirimize sorulmadı. Sorulmadığı gibi hangi ülkede, nerede, nasıl yaşamayı istiyoruz, her şeyden önemlisi biz dünyaya gelmek istiyor muyduk? Ne yazık ki insan ailesini de seçemiyor ki... işte bütün bu sorular aslında insanoğluna yapılan en büyük haksızlık diye düşünüyorum; çünkü sorunun asıl temelinde bu yatıyor; kimse istediği hayati yaşamıyor ve istediği gibi olamıyor. Belki de hayata hep başkaldırışımız bundan kaynaklanıyordur! Kim bilir! Bu bir kısır döngü. Bayrak elden ele dolaşıyor yüzyıllar boyu. Şimdi de bizler anne-baba olduk ve çocuklarımıza sormadan dünyaya getiriyoruz onları... Sorunu çözebilmek için soruyu çok iyi anlamak gerekir, ki doğru sonuca varabilelim. Şimdi gelelim; iyi bir hayat için, hayatından memnun olmak, yani mutlu, huzurlu olabilmek için yapmamız gereken kısmına... çünkü öncesi bize sorulmadı ama simdi bizim hayatimiz ve ipler elimizde. Ne istiyorsak yapabilecek gücümüz var çünkü. Öncelikle, hayatta hiçbir zaman her şeyin en iyisine sahip olamayız; çünkü hep bizden daha çoğuna sahip olanlar çıkacaktır karşımıza. Ondandır ki elimizdekilerin değerini bilmeli ve onlarla yetinmeyi öğrenmeliyiz." Zenginlik" kavramının alım gücü olmadığının, asıl zenginliğin huzur ve Sağlık olduğunu keşfeden insanlar hayallerine sarılırlar ve mutluluğu yakalarlar. Onların bu tatminkar tavrı gerek iş yaşamlarını, gerekse sosyal yaşantılarını basarili kılar. Maymun iştahlı olmanın tek kazanımı ise, hırs ve ardından gelen huzursuz yaşamdır. Şükretmek, öyle bir erdemdir ki, malımıza ve sahip olduklarımıza anlam yüklerken, ayni zamanda zenginleştiğimizi fark etmemizi sağlıyor. İçimizdeki sahip olma dürtüsüne dur demeyi öğrenmezsek, zamanla o dürtülerin esiri oluruz. Hedef haline gelen isteklerimiz mutluluğa ulaşmak için birer sebep haline gelir. Bütün bu tatmin olmaz arayışlara dur demekle de ancak elimizdekilere şükretmemizle mümkündür. Ünlü düşünür söyle der : " Yeryüzünde bütün ıstıraplar, aza kanaat etmemekten doğar " . Hayattan çok şey beklemektense biz ona bir şeyler katmaya çalısalım. Hayata verdiklerinizin size geri döneceğini ve yaşamımıza anlam katacağını unutmayın. İyi bir sevgili mi istiyorsunuz ? O zaman önce siz iyi bir sevgili ya da eş olun. Olaya önce kendimizden başlamalıyız ki karşılığını bulalım. Son olarak bakın şarkı ne diyor:
Yetinmeyi bilir misin?
Sana verdiği kadarıyla hayatin
Bilsen de, bilmesen de,
Yara bere içinde bu yollardan geçeceksin!!!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.