1.bölüm: Dil

Bilindiği üzere dil bir iletişim aracıdır. Bu iletişim aracını oluşturansa topluluktur. İnsanlar doğar, bulunduğu topluluğun dilini alır, derdi oluşur, büyür, benliğiyle toplulukta yer edinmeye çalışır... Bu mekanizmayı kuran, bir dünya yaratan başlı başına dildir. Oluşan dünyamızda kendimizi, karşımızdakini anlamak için önce düşünür sonra adını koymak için dile başvururuz. Konuştukça yeni düşünceler, düşündükçe yeni konuşmalar meydana gelir ve dünya dönmeye devam eder. Dönen dünyada yer edinmeye çalışırız. Kimi zaman çevremizden  kimi zaman da bir zamanlar bizi büyüten düşüncelerimizden ayrılırız.

John Berger der ki,  ''önce görüntü vardı, sonra ses''. İnsan, gördüğünün karşısında sessiz kalamıyor. Tepkisini, görüntüye karşılık görüntüyle vermiyor, yetinmiyor, dile başvuruyor. Ve insanın etki karşısında tepki vermesiyse bir anlam serüveninde olduğunu gösteriyor.

Tepkisini dille kurmuştur insan. Bazen tepki olarak biz konuşuruz, bazen bir eşyayı bazen bir hayvanı ve bazen de bir bitkiyi konuştururuz. Yapmakta olduğumuz şey anlamak adına kim olduğumuzu öğrenmektir. Bu sebeple yalnızlaşabiliyor ve kalabalıklaşabiliyoruz. Bedensel ve zihinsel aktivitelerle anlamın kapılarına vuruyoruz, kapılar açılıyor, bazen açılıp kapanıyor fakat duyduğumuz birkaç şey halkayı tamamlamaya yetmiyor. Vurduğumuz kapılardan bile daha tam istediğimizi alamamışken bir de vurulmamış; bilinmeyen ve ulaşılmayan kapıların eksikliğini taşırız bedenimizde.

Ve birkaç soru:

Yanıta ihtiyaç duymadığımızda yeni bir anlam oluşmaz mı?

Etkiye tepkisizlik yeni bir dil yaratamaz mı?

2. bölüm: Varolan dil

Evet, dil bir iletişim aracıdır ama konuşabilenler için. Konuşabilmek içinse sözcüklere ihtiyaç duyarız. Bu nedenle sözcükleri iyi tanımalıyız.

Konuştuğunuz dilin sözcüklerinin kaçta kaçını kullanıyorsunuz?

Gün içerisinde kullandığınız sözcük sayısı kaç?

Kendinizi ifade etmeye yetiyor mu bu sözcükler?

Karşıdakini anlayabiliyor musunuz sözcüklerinizle?

...

Bir toplumun dili kültür seviyesini gösterir. Dil, sürekli değişmektedir ve dili kuran, değiştiren toplumdur. Dile şeklini  konuşanlar vermektedir. Ancak başka toplumlarla iletişim kuruldukça, kitaplarla dost oldukça, göstergeleri tanıdıkça  ve dil üzerine çalıştıkça bir dil gelişebilir. Ve anlaşabilmek için dile naif yaklaşmak gerekir.

3. Bölüm: Sanatta dil

Belki de bir sanatçıyı sanatçı yapan dilidir. Sanatçının dile yaklaşımı ve kullanımı kalitesini gösterir. Sanatçı, çektiği dünya ağrısının sadece kendine ait olmadığını bilir ve kendi sesini yaratır; özgünlüğe yürür ve bu yolda sabır ile kendini arar, tanır ve yaratmaya başlar.

Bugüne kadar insan halleri, dünya, evren ve aklın ulaşabildiği her şey hakkında yazılar yazıldı, resimler çizildi, fotoğraflar çekildi, besteler yapıldı...

Peki, insanlar neden hâlâ sanatla ilişkisini devam ettiriyor?

Aslında, bir miras devralındı ve bununla yaralar sarılmaya çalışılıyor. Herkes bir yol seçiyor. Kimi haz aldığı için ürün ortaya koyuyor kimi dünyadan kaçış yolları arıyor kimiyse geleceğe haber bırakmak için eserlerini oluşturuyor.  Mühim olan sanatçının seçtiği yol değildir, eserinin ifade biçimidir. Tema bellidir. Sanat için tema eğer yeni değilse çok önemli değildir. Aşkı ele alalım. Aşk için neler yapılmadı ki? Sanat kollarının tümünde çoğu defa işlenen konu aşktır. Fakat geriye kim kalmıştır? Kimler konuşulmaktadır? Ve bir yanılgıya da düşülmemelidir. Nietzsche'nin dediği gibi yapılmış olan tekrar yapılabilir. Aşk için en iyisi yazıldıysa, çizildiyse... en iyisi tekrardan yapılabilir. Ve aşk hep yazılmalıdır.

Sanatta dil, sınırları zorlamalıdır. En tehlikesi denenmelidir. Çünkü, göze alınan başarısızlıklar yarının büyük başarıları olabilir. Ödenen bedellerle sanat oluşmaktadır.

Büyük şair Murathan Mungan'ın çok sevdiğim Yalnız Bir Opera şiirinin son bölümüyle bu haftaki yazıyı bitirmek istiyorum. İyi haftalar, iyi okumalar.

...

''Dönüp ardıma bakıyorum

Yoksun sen

Ey Sanat! Her şeyi hayata dönüştüren...''

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.