banner34

SURİYE SAVAŞI!..

SURİYE SAVAŞI!..

Mereto72

meretobatman1@hotmail.com
28 Ağustos 2013, 16:31
Bu makale 963 kez okundu
 
Suriye’nin Şam kentinde gerçekleştirilen kimyasal gazlı saldırıda binden fazla kişinin yaşamını yitirmesi ardından bu ülkede çok önemli gelişmeler yaşanıyor. BM denetçilerinin kimyasal gaz araştırmasının resmi sonuç raporu kamuoyuna açıklanmadan Amerika’nın Esat rejimini suçlaması beklenmedik bir gelişmeydi…
Yaygın medyanın Suriye için savaş konumuna geçtiğini gözlemliyorum. Suriye’nin haritası ortaya konuluyor, vurulacak hedeflerin listesi ilan ediliyor. Amerika ve müttefiklerinin her an saldıracağından dem vuruluyor…
Birleşmiş Milletlerin toplanmadan Suriye’ye yönelik bir Amerikan ve müttefiklerinin askeri harekâtının olabileceğini şahsen düşünmüyorum. BM kimyasal gazlardan kesin olarak Esat yönetimini sorumlu tutar ve kararını açıklarsa, o zaman ülkeye askeri müdahale gerçekleşebilir. Suriye’nin bu aşamaya neden geldiğinin bir analizini yapmak istiyorum.
Suriye’de iki yılı aşkın süredir devam eden bir iç savaş var. Dört milyon Suriyeli komşu ülkeler başta olmak üzere diğer devletlere sığınmışken, yaklaşık on milyon vatandaşı ise ülke içerisinde yer değiştirmiştir…
Yine Suriye’de her gece 1 milyon dolayında insanın aç olarak yattıklarını bizzat Birleşmiş Milletler Teşkilatı aylar önce resmen açıklamıştı…
Suriye’nin başta Halep, Humus olmak üzere pek çok kenti adeta harabeye çevrilmiştir…
Uçaklarla, füzelerle, tank ve toplarla dövülerek harabeye çevrilen kentlerin görüntülerine baktığınızda Suriye’nin ne büyük bir felaket yaşadığını rahatlıkla anlarsınız..
Suriye’de insanların can, mal ve ırz güvenliği yoktur. İnsanların yaşam hakları askıda değil, açıkça yok sayılmaktadır. Her gün sayısız masum insan iç savaşın kurbanı olmaktadır…
Suriye rejim güçlerinin milyonlarca insana yönelik saldırıları hakkında tutanaklar tutulsa ciltler yetmeyecektir…
Kentlerini savaş uçaklarıyla vuran gaddar bir yönetim gerçeği çok açıktır…
Hafız Esat zaliminin Hama’da gerçekleştirdiği katliam tarihe geçmişti. Ancak ikinci Esat’ın vahşetleri babasını defalarca aratmıştır…
Şam’daki son kimyasal gazlı saldırıyı da rejimin yaptığına dair ciddi kanaatler oluşmuştur. Henüz BM yetkilileri resmi açıklamalarını yapmadılar ancak bütün oklar Esat yönetimini göstermektedir…
ZALİMLİKTE SINIR TANINMIYOR…
Zalim 2. Esat yönetiminin zulümlerine tepki olarak iki yılı aşkın süre önce Suriye’de rejime karşı sivil halk isyanları geliştirilmişti. Önce sivil silahsız tepkiler olarak gelişen olaylar, rejimin kanlı saldırılarıyla bastırılmaya çalışılmıştı. Derken silahlı bir muhalefetin oluşturulduğunu gözlemledik…
Özgür Suriye Ordusu ve başka adlar altında örgütlenen ve silahlanan gruplar önce rejimle savaşmaya başlayacaktı. Sonradan Suriye rejim muhaliflerinin kollara ayrıldığını gözlemledik. Zalimlikte sınır tanımayan kimi muhalefet gerçeğine tanık olduk…
Çok değişik adlar altında rejimle savaşma adına ortaya çıkan gruplardan bazılarının “vahşet” kelimesinin ifade etmekte yetersiz kaldığı ‘infazları’ gerçekleştirmesi Suriye’de can pazarına neden olmuştur…
Suriye’nin ‘Rojava’ denilen Kürt bölgesi uzun süre önce savunmaya geçti. Suriye rejiminin baskılarından ve vahşetlerinden zaten bunalmış halk, iç savaşta tarafsız olacağını ilan etti. Bunun da nedenleri vardı.
Suriye rejimi Kürtleri insan yerine koymamıştır. Kürtlerin kimliksiz yaşadığı bir ülkedir Suriye…
Buna karşılık mevcut egemen rejime karşı savaşan muhalefetin de Kürtler için bir güvence vermemeleri bu sonucu doğurmuştur. Özgür Suriye Ordusu ve diğer güçler Kürtlerin en insani temel hakları için bugüne kadar kamuoyuna hiçbir şey deklere etmedikleri gibi, egemen olmaları halinde de bir güvence vermemişlerdir. O nedenle Kürtler savaşta tarafsız kalma kararı almıştır.
Evet, PYD başta olmak üzere birçok örgütün oluşturduğu koalisyon örgütlenmesiyle halk kendini korumaya çalıştı…
Ancak tarafsızlığını ilan eden Kürtler hem zalim Esat rejiminin, hem de ona karşı güya savaş veren bazı grupların hışmına uğradı. Esat’ın emriyle defalarca Kürt yerleşim yerleri uçak ve helikopterlerle bombalandı…
Esat’a karşı savaşma adına ortaya çıktığını ilan eden bazı örgütlerin çete anlayışı ile Kürt yerleşim yerlerine saldırmaları Rojava’da gerilimi tırmandırdı…
Gerilim tırmandıkça, kan döküldükçe ve sivil halka yönelik yargısız infazlar arttıkça Rojava halkı göçe mecbur kaldı. Türkiye ve Kuzey Irak’a sığınan yüz binlerce Kürt vatandaş gerçeği zaten açıktır…
Vahşette sınır tanımayan El Nusra’ya bağlı çetelerin insanlık dışı saldırılarını her zaman kınadım ve eleştirdim. Aylar önce Suriye’deki vahşetleri eleştirdiğimi hatırlatayım.
Benim tepki içerikli yazılarımı Rojava’daki vahşetlerden çok önce okuyabilirsiniz. Yazı arşivim ortada. Daha Rojava’da hiçbir vahşet, yani boğaz kesme, infaz etme olayı gerçekleşmemişken bu köşede bazı güçlerin Allah-u Ekber diyerek insanları hayvan gibi kesmelerini eleştirmişimdir…
Bu eleştirileri inançlı bir Müslüman, dini değerlerine bağlı bir vatandaş olarak yapıyordum. Çünkü bu vahşetler nedeniyle İslam’ı araştırmayan nice Müslüman’ın akidesi-inancı sarsılıyor…
Kan dondurucu vahşetlere en başta Müslümanların karşı çıkmaları gerektiğine inanan biriyim. Savaşta bile masum insanların yaşam haklarının korunması gerektiğinden söz eden İslam gerçeği açık iken, birilerinin sivil insanları tekbirler eşliğinde boğazlamasına nasıl seyirci kalabiliriz ki?..
Rojava’da, “Biz Kürdüz, Müslümanız, sünniyiz” dedikleri halde infaz edilen Kürtler gerçeğine tanık olduk. Bu köşenin yazarı olarak daha Rojava tartışması gündemde yok iken zalim Esat’ın askerleri ve yandaşlarına yönelik de olsa boğaz kesme ve infazları eleştirdim. Zalim ve kafir bir yönetim de olsa vahşetler kabul edilemez…
El Nusra ve benzeri vahşetlere imza atan örgütler hiçbir zaman “insanların başlarını kesen bizler değiliz” diye tekzipte bulunmadılar. Aksine düşman diye ilan ettiklerine korku salma adına her türlü vahşeti yapabileceklerin mesajını verdiler. Daha geçen günlerde yoldan geçen üç tır şoförü hunharca öldürüldü. O görüntüler dehşet vericiydi. Dezenformasyonlar çok olsa bile, açık olan gerçekleri de biliyoruz.
Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum; Amerika ve yandaşları uzun süredir Suriye’deki vahşetleri izlemekle yetiniyorlar. Tarafların birbirlerini iyice zayıflatmalarını beklediler. Egemen Esat rejiminin ancak Amerika ve yandaşlarının saldırılarıyla devrilebileceğine inanıyorum. Amerika Suriye’ye kesin müdahalede bulunursa rejim devrilebilir. Bu müdahele yaşanırsa ‘Suriye Savaşı’ tarihe geçecektir. Saddam örneğinde olduğu gibi bir zalim başka bir zalimin eliyle def olabilir. Arada binlerce masum sivil ve Müslüman da yaşamını yitirebilir. Benim endişem sonrasıdır. Eğer Esat’ın yerine bahse konu ettiğim muhalifler gelirse Suriye halkını yine acı ve gözyaşı bekleyecektir. Onlara da asla güvenmiyorum. İnsan haklarına saygısı olmayanlar Esat rejimini bile aratırsa şaşırmam. O nedenle sadece mazlum ve Müstez’af Suriye halkları için dua ediyorum. Bir topluluk kendini değiştirmedikçe Allah da onları değiştirmez…
 

Yorum Gönder


@name x