Geçtiğimiz akşam bir televizyon ana haber bülteninde önemli bir konuyu gündeme taşımıştı. Çok sayıda olayı ekranlara taşıyan söz konusu televizyon kanalı, dövülen, kaçırılan insanları seyredenlere dikkat çekmişti.

Bir otobüsten zorla kaçırılan genç kız haberinde, çok sayıda kişinin bu duruma tepkisizliği üzerinde durulmuştu.

Yine Erzincan’da sokak ortasında bir kediye işkence yapan manyağı seyredenleri gözlemledik milletçe…

O ne duyarsızlıktı öyle…

Sokak ortasında kedi tekmeleyen şizofren ruhlu bir askerin davranışları yaygın medyada, televizyon kanallarında iyi eleştirildi. Genelkurmay da askeri cezalandırmış. 12 gün geç terhis edilecekmiş…

Ne ceza ama…

Mevcut yargı sisteminin değişmesi gerekiyor. Böyle barbarlıklar daha ağır cezalar gerektiriyor.

Sokak ortasında kedi tekmeleyen serseriye gösterilen tepkiler olumlu da, onu seyredenlere ne demeli?

Çok sayıda kişi o manyağı seyretmekle yetindi. Şahsen orada bu gelişmeye tanık olsaydım, o askere karşı kaba kuvvete başvurmaktan kesinlikle kaçınmazdım…

İçinde bulunduğum bir otobüsten zorla bir genç kız kaçırılacak ve seyredeceğim öyle mi?

Hayır, hayır bu duyarsızlığı kabullenmiyorum…

Bu tepkisizlik, bana göre gayretsizliktir…

Sahi ne oluyor bize?

Neden tepkisiz, duyarsız bir toplum olmaya gidiyoruz?

Özellikle batıda ve bilhassa büyük şehirlerde sokak ortasında insanları doğrasalar, kadınların ırzlarına saldırsalar, müdahale etmeyi bırakın, gelişmeleri seyreden bir toplum gerçekliğine doğru gidiyoruz…

Neme lazımcı, bencil, korkak, pısırık bir topluluktan hayır gelmez…

Maalesef gittikçe bu kötü vasıflara sahip olan bir toplum olmaya doğru yol alıyoruz…

Batman ve bölgede bu konuda bir duyarlılık var.

Bariz bir haksızlık, zorbalık söz konusu olduğunda veya sokak ortasında yaşanan kavgalara hala müdahale eden insanlarımız var. Ancak bizde de neme lazımcı zihniyete doğru yönelim var.

İnsan hakları, hayvan hakları, komşu hakları, çevre, kamu mallarına zarar, her konuda duyarlı olmalıyız. Bir olumsuzluğa tanık olup, tepkisiz ve duyarsız kalanlardan olmamak dileğimle…

KADIN CİNAYETLERİ…

Değerli Okurlar, son günlerde kadın cinayetlerindeki büyük artış dikkat çekiyor. Her gün kadınlara yönelik sayısız cinayet haberleriyle sarsılıyoruz…

Bu gelişmeye de isyan ediyorum. Yıllardır bu konularda topluma anlamlı mesajlar verenlerden biriyim. Yine isyanımı dile getirerek toplumsal duyarlılık çağrısı yapmak istiyorum…

Asırlardır toplumumuzda köle muamelesi gören, hayatın ağır yükü altında ezdirilen kadınlar gerçeğine artık seyirci kalmamalıyız. Ne acıdır ki kadın hakları bilincinin toplumda gelişmesi için verilen tüm uğraşlara rağmen içimizdeki bazı caniler de(kimi erkekler) boş durmamakta, her gün vahşet haberlerini duymaktayız.

Çeşitli nedenler ileri sürerek kadınları öldüren ve şiddet uygulayan canilerin haberini her okuduğumda sinir katsayılarım tavan yapmaktadır…

Yirmi yedi yıldır elimde kalem, kadınlara yönelik şiddet ve vahşetlere karşı yazılar yazarım. Zulümkar, barbar zihniyetleri değiştirme yolundaki çabalarımdan inşallah asla vazgeçmeyeceğim…

Bölgemizde, yöremizde kadınların haklarına, hukuklarına duyarlı olmayan din adamlarını da eleştirmekten kaçınmayacağım. Kadınların miras hukukunu yok sayan, duyarsız kalan özellikle büyük çoğunluktaki din adamlarının yaşanan vahşetlerde, cinayetlerde paylarının olduğuna inanıyorum.

Din adına ahkam kesenler, yurtseverlikten dem vuranlar, ideolojik olarak sağ, sol veya herhangi bir akımı savunan nicelerinin kadınlara zulmettikleri açık bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Bence önemli olan ‘Erdemli İnsan’ olmaktır. Erdemli insanlar/erkekler kadınlara şiddet uygulayamaz, zulmedemez, haklarını yok sayamazlar…

Çok açıkça diyorum; kadınlara şiddet uygulayanlar, zulmedenler önce insanlıklarını yitiriyor, insani değerlerden uzaklaşıyorlar…

HERKES SUSUYORSA…

Her gün sokak ortasında eşleri, kardeşleri, yakınları tarafından hunharca katledilen kadınlar gerçeğine tanık olmaktan bıktık. Özellikle ülke genelinde adeta ivme kazanan kadın cinayetlerine toplumun tüm kesimlerinin susarak seyirci kalmasını da içime sindiremiyorum… Bu vahşi cinayetler karşısında din alimlerimiz susuyor…

Aydınlarımız susuyor…

Öğretmenlerimiz susuyor…

Yazar ve çizerlerimiz susuyor…

Sendikalarımız susuyor…

Konfederasyonlarımız susuyor…

Bu suskunluğu kaygı verici buluyorum…

BU ZULÜMLERE YETER ARTIK!..

Hayatın her alanında ezilen,

horlanan,

aşağılanan,

ağır işlerde çalıştırılan,

küçük yaşlarda zorla evlendirilen,

rızaları dışında kuma ve berdel yapılan,

bir ticaret metaı gibi başlık parasıyla satılan,

aileler arasında yakınlık sağlanacağı palavrasıyla berdel ve beşik kertmesiyle evlendirilen,

acılara gark edilen,

dövülen,

istismar edilen,

cinsel meta olarak görülen,

etleri pazarlanan,

kimi alçakların şehevi arzuları

için etlerinden vergi kazanılan,

reklam malzemesi yapılan,

her türlü vahşete maruz kalan,

katledilen kadınlar gerçeği karşımızda duruyor…

Bu toplum kadınların hakları konusunda ya değişir, ya değişir, ya da değişir. Başka da alternatif olamaz…

Ya Erdemli insanlar oluruz, ya da olmayız. Erdemli insanların sayısının artmasını diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
özkan 2017-12-07 16:15:34

sosyolojik çalışmaların yapılması elzem bir hal almış durumda hızlı bir değişim ve dönüşüm var. bu hıza ayak uyduramayan toplum çözülmeye başlıyor

banner84