banner34

SURİYELİ ÇOCUKLAR!..

SURİYELİ ÇOCUKLAR!..

Mereto72

meretobatman1@hotmail.com
16 Ocak 2014, 16:29
Bu makale 720 kez okundu
 
Komşu ülke Suriye’de dehşet verici bir iç savaş sürüyor.
İki yılı aşkındır süren iç savaş en çok sivil halka zarar vermiştir.
Milyonlarca Suriyeli vatandaş komşu ülkelere sığınmıştır. Batman’da da üç bini aşkın Suriyeli aile bulunmaktadır.
AFAD İl Müdürlüğü’nün kayıtlarına dayanarak bu rakamı veriyorum. Biliyorum ki kayıtlı olmayan nice Suriyeli aile de Batman’da bulunuyor.
Çok zorlu koşullarda yaşam mücadelesi veren Suriyeli ailelerin dramına sürekli dikkat çekmeye çalıştığımı bilirsiniz.
Çok şiddetli geçen kış gecelerinde Batman’da yaşam mücadelesi veren Suriyeli ailelerin ne büyük sıkıntılar yaşadıklarını bir onlar, bir de Allah biliyor…
Evet, Batman’da resmi verilere göre üç bini aşkın Suriyeli aile yaşamaktadır.
Aile ortalamalarının en az 5 veya 6 kişi olduğuna inanıyorum. Daha yüksek değilse, az olamaz diye düşünüyorum. 16 nüfuslu Suriyeli aile biliyorum.
Çünkü son bir yıl içinde yüzlerce aileyi bir vesile ile ziyaret etmişim.
DRAM ÜSTÜNE DRAM YAŞIYORLAR…
Suriye’nin değişik kentlerinden, köylerinden kaçıp Batman’a sığınan Suriyeli ailelerden bazılarının sadece kadın ve çocuklardan müteşekkil olduğunu gözlemledim.
Savaştan, bombardımanlardan, yargısız infazlardan kaçan insanlar olduğu gibi, açlık ve yokluktan dolayı da Suriye’yi terk eden aileler var…
Eşlerini, kardeşlerini Suriye’de bırakmış niceleri vardır ki, dram üstüne dram yaşıyorlar…
Acı dramlar yaşayanlar sadece Suriyeli anneler değildir.
Suriyeli çocukların durumu çok daha içler acısı…
Bakmayın siz sokaklarda, parklarda, kavşaklarda dilenen küçük Suriyeli çocuklara. Sığındıkları Batman’ın varoş semtlerindeki harabe evlerde kalan, sokaklara bile inmekten çekinen Suriyeli çocuklardan haberdar mıyız?
Bazı evleri ziyaret ettiğimde duyduğum ifadeler beni her zaman düşündürmüştür. Bir anne, küçük kız çocuğunu gösterip şöyle diyordu: “Şu küçük kızım biz Suriye’de iken her gün ağlıyordu. ‘Anne, baba her gün bombalar patlıyor. Kötü adamlar evleri basıyor. Siz büyüksünüz kaçabilirsiniz. Ben küçüğüm nasıl kaçacağım?’ diye konuşuyordu. ‘Kızım, korkma sizi bırakıp kaçmayız’ diyordum. Buna rağmen Suriye’de iken her gün ağlıyordu. Hala kabuslar görüyor.”
Çocukların psikolojisinin ne kadar bozulduğunu gösteren bir örnek. Ama o kadar çok örnek vardır ki…
Batman’ın Yavuz Selim mahallesinde annelerini savaşta yitiren 3-5 yaşlarındaki iki dünya güzeli çocukla karşılaşmıştım. Sanırım 3 veya 4 yaşındaki yeşil gözlü, sarı saçlı kız güzel kızın annesinin bombardımanda yaşamını yitirdiğini babaannesinden duyduğumda gözyaşlarıma hakim olamamıştım...
Babaanne öksüz torunlarına ve babaları Kamişlo’da kalan bir nevi yetim çocuklarına hem annelik, hem de babalık yapıyordu…
Ancak ailenin eli dardaydı. Suriye’de iken mali durumlarının çok çok iyi olduğunu belirten babaanne, hayırseverler adına teslim etmeye çalıştığım battaniyeler için renkten renge giriyordu…
Onurlu insanların hali başkaydı. Geçtiğimiz haftaların çok soğuk gecesinde soğuktan adeta titreyen babaanneye bir kadının sıcak paltosunu uzattığımızda da aynı hüznü gözlemlemiştim.
Büyüklerden söz etmişken bir örnek daha vereyim. Oğlunun 600 milyon aylıkla bir marangozda çalıştığını ve ayda 200 TL kira ödedikleri için açlık sınırında olduklarını belirten 75 yaşındaki yaşlı bir amca ile telefonlaşmıştık. Bir hayırseverin yardımını ulaştırmak için gittiğimde yanıma bir de kışlık bir palto almıştım. Hava buz gibi kesiyordu. Poşet içerisindeki palto elimde iken karşılaştığım yaşlı amcanın ilk sözü neydi biliyor musunuz?
Kürtçe, “Lavo ez ji serma kefılim. Gelo sako ki tuneye?” (Oğlum soğuktan donuyorum. Hiçbir palto yok mu?) diyen yaşlı amcaya poşetteki paltoyu giydirdiğimde sanki dünyalar benim olmuştu…
Defalarca dua eden yaşlı amca, “Ya Rabbi çok şükür” derken, öte yandan yutkunarak gözyaşı dökecekti. Zor teselli ettim.
Üç çocuğunu savaşta kaybeden Suriyeli bir aileyi ziyaret ettiğimizde her taraf adeta buz kesiyordu. Ancak geride kalan 7 çocuğun cam ve kapıları kırık evde soğuktan titrediklerini gözlemlemiştim. Ayrıca evlerinde yiyecek namına hiçbir şeyin olmadığını, mahalle sakinlerinin verdiği ekmekle karınlarını doyurduklarını öğrenecektim.
Hayırseverler onlara önce bir soba, sonra ise gıda maddeleri alacaktı. Daha sonra başka bir hayırsever evin kırık kapı ve camlarını onardı. Okuldan mahrum, ayaklarında çorap olmayan küçük çocukların savaşta kaybettikleri kardeşleri hakkında bilgi verirken yaşadıkları hüznü hayatım boyunca unutamam. Hele annenin, savaşta kaybettiği üç küçük çocuğundan söz ederken ki halini unutmak hiç mümkün değildir. Dudakları titreyerek çocuklarının isimlerini saymasına dayanamadım…
Önceki gece yolum Özel Dünya Hastanesi’ne düşmüştü. Yoğun Bakım Servisine sedye üzerinde getirilen bir hastanın peşinde hüngür hüngür ağlayan tek bir kadın vardı. Giyiminden Suriyeli olduğunu anladım. Sedye üzerindeki adeta cansız yatan 16 yaşındaki kızıydı. “Ax dılemın şevite” diyerek gözyaşı döken anne, Midyat’ta kalan Suriyeli bir kadındı. Eşini kaybetmiş, Suriye’de kalan 18 yaşındaki oğlundan 6 aydır haber alamadığını belirten anne, kızı için hüngür hüngür ağlıyordu. 16 yaşında ve üç aylık hamile olan kızı, kocasının zorlaması nedeniyle bebeğini düşürmek için bir kutu hap alarak intihara kalkışmıştı. Doğrusu durumu çok ağırdı. Bir an için empati yaptığımda, Suriyeli vatandaşların ne büyük dramlar yaşadıklarını daha bir anladım…
Evet, Batman’daki sığınmacı Suriyeliler ve özellikle çocuklar büyük dramlar yaşıyorlar. Geceleri yetersiz battaniye ve yakacak nedeniyle doğru dürüst ısınamadıklarını belirten sayısız Suriyeli vatandaşlar ve özellikle çocuklar gerçeğini duyarlı insanlara hatırlatıyorum. Suriyeli çocuklar üşümesin, soğuktan ölmesin, açlıktan beti ve benzleri sararmasın diyerek tüm halkımızı ve özellikle kurum ve kuruluşları duyarlılığa davet ediyorum.
 

Yorum Gönder


@name x