Şerzan vurulmadan birkaç gün önceydi. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Demirci İlçesi kampusünde okuyan Batmanlı bir öğrencimiz aradı beni ve bana: “Bu ilçede, hem buranın siviller hem de burada okuyan sağ görüşlü öğrenciler tarafından biz Kürt öğrencilere saldırılar yapılıyor. İki arkadaşım darp edildi, burada zor şartlar altında okuyoruz, durumu ilgili yerlere bildirmemize rağmen önlem alınmıyor. Bu olayın haberini alan BDP’li bazı yetkililer ilçeye dahi alınmadı, dolayısıyla kaygılıyız.” Ben de kendisine bu konu hakkında İstanbul’dan Ankara’ya meclise gidip hem BDP hem de AKP’li milletvekillerimizle görüşeceğimi dile getirdim. Aradan üç gün geçmemişti. Ankara’ya gidecektim ki Şerzan’ın Muğla’da hain birileri tarafından vurulduğunu öğrendim. Şerzan henüz gençliğinin baharını yaşıyordu. Şerzan isminin kelime anlamı “savaşı bilen”, ama o gerçekten savaşı bilen biriydi; çünkü savaşın silahla, şiddetle değil; kalemle kazanılacağını çok iyi biliyordu. Evet savaşın kalemle kazanılacağını çok iyi biliyordu ki, silaha sarılmak yerine kaleme sarılmayı tercih etmişti. Şerzan, savaşı iyi biliyordu; çünkü onun savaş anlayışında kimseyi arkadan haince vurmak yoktu ve onun için de kimseyi arkadan vurmadı; ama kendisi arkadan vuruldu!
Şerzan’ı iyi bir ahlak ve eğitimle yetiştirip büyüten eli öpülesi Şerzan’ın babası Ömer Kurt, Şerzan’ın öldürülmesine rağmen öyle bir olgunlukla yaklaştı ki Türkiye’ye birkaç cümleyle insanlık dersi verdi: "Oğlumun bir saat önce beyin ölümünün gerçekleştiği bildirildi. Hastanenin teklifi olmadan hemen organ naklini kabul ettim. Ben onun mezuniyeti için bu topraklara gelecektim. Ancak şimdi cenazesi için geldim" dedi.
Şerzan’a, Allah’tan rahmet kederli ailesine başsağlığı diliyorum…
Şimdi tekrar yazımın başına dönersek, Manisa’nın Demirci ilçesinde baskı altında olan öğrencilerimiz için Ankara’ya BDP ve AKP’li Kürt(!) milletvekillerimize meseleyi anlatıp çözüm için girişimlerini isteyecektim. Ankara’ya gidemedim; ama Ankara’da söylemek istediklerimi köşemden aktarayım vekillerime. Gerçi BDP’li milletvekillerimize bu konuda söyleyecek bir şey yok; çünkü bu konu için gereken ilgiyi gösteriyorlar. Onun için söyleyeceklerim AKP’li Kürt (!) milletvekillerimize: Hemen hemen her gün batı illerinde üniversitelerde ve yaşadıkları ortamlarda Kürt öğrencilere sağ gruplar saldırıyor, birçok Kürt öğrenci darp ediliyor, kimileri okullarından uzaklaştırılıyor, kimisi öldürülüyor. Sorarım şimdi size, sizler ne kadar bu olaylar karşısında ilgilisiniz? Ve sorarım size sayın vekillerim, sizin de kardeşleriniz veya çocuklarınız üniversitelerde okuyor. Kardeşiniz veya çocuğunuzun başına bir olay gelse yine böyle ilgisiz mi kalacaksınız? Ha! Sakın bana kardeşim veya oğlum olaylara karışmaz, dolayısıyla başlarına bir olay gelmez demeyin; çünkü kimse olaylara karışmak için üniversiteye gitmez, kimse darp edilmek için üniversiteye gitmez, kimse okuldan uzaklaştırılmak için okula gitmez, kimse cezaevine girmek için üniversiteye gitmez ve hiç kimse öldürülmek için üniversiteye gitmez. Ve sakın bana demeyin ki kimsenin durup dururken başına bir şey gelmez; çünkü ben hala üniversite öğrencisi olduğum için kendimden bilirim; hiçbir siyasi parti veya illegal oluşuma mensup olmamama rağmen sırf Kürt olduğum için üniversitede neler çektiğimi. Şimdi tekrar size soruyorum sayın vekillerim; bu olaylar karşısında hala ilgisiz mi kalacaksınız ? yoksa benim hep karşı çıktığım kimilerin şu savunmasına karşı, sizler de: “ BDP’ye oy vermeyenler Kürt değildir” diyenleri savunanlardan mısınız?
- - - - - - -
Next