“Meslek seçimi bireylerin yaşantısında en az eş seçimi kadar önemli bir dönüm noktasıdır” diye düşünüyorum. Meslek tercihi ile hayatımızda çok önemli bir dönemeci geçerken bu tercihi acaba neye göre ve nasıl yapıyoruz? Kendi ihtiyaç ve yeteneklerimize göre mi? Yoksa ailemizin ve çevremizin telkinlerine, baskılarına göre mi?  Ya da sosyoekonomik koşullara göre mi meslek tercihimizi yapıyoruz?

Bu tercihleri kimi zaman anne baba baskısına göre kimi zamanda kendi ilgi ve yeteneklerimize göre yapıyoruz. Üçüncü bir tercih sebebi de piyasada prestijli ve kazancı bol olan meslek seçimi olabiliyor. Tüm bu meslek seçimlerinden bazıları mutlu bir yaşamı beraberinde getirirken bazıları da çekilmez, monoton bir hayata kapı aralayabiliyor.

Konuyla ilgili olarak çevremizde bu türden meslek seçimiyle sonuçlanan pek çok vaka görmek mümkün olmakla birlikte bunlardan birkaç örnekle yazımıza devam edelim.

Ali, resim konusunda kendisini gerçekten çok yetenekli bulan, küçük yaşlardan itibaren resme meraklı olan ve duygularını resimle dışa vuran bir öğrenciydi. Okul derslerinde de oldukça başarılı bir öğrenciydi. Gelecekle ilgili hedeflerinde hep büyük bir resim sanatçısı olmak hayali vardı. Renkler ve çizimler onun için çok anlam ifade ediyordu. Hayatının ritmini bu sanatı icra ederken buluyordu. Ailesi de işin doğrusu bu yeteneğini takdir ediyor ve destekliyordu. Ali, resim dalında katıldığı pek çok yarışmada ödül de almıştı. Bu sanata olan düşkünlüğü ve çalışmaları eğitim hayatının uzun bir döneminde hep böyle devam etti. Resimde başarı hissini tattıkça diğer dersleri de bir o kadar daha iyi olmaya başlıyordu. Ta ki üniversite sınavlarına hazırlandığı ve kendisi için hayallerine ulaşmaya son bir basamak kaldığını düşündüğü o ana kadar. Ali güzel sanatlar fakültesine devam etmek ve resim sanatında ilerlemek istiyordu. Ancak ailesi böylesine bir başarının sonu, belli olmayacak bir macera ile sonuçlanmasını istemiyordu. Tıp fakültesini okumasını bunun geleceğini garanti edeceği noktasında yoğun bir baskı yapıyordu. Nitekim Ali de uzun bir düşünme ve stresli bir dönemin sonunda baskılara dayanamayarak ailesinin dediği gibi yaptı ve tıp fakültesini tercih etti.

Sonuç itibarıyla bugün doktor olduğunu aynen ailesinin dediği gibi ekonomik anlamda rahat olduğunu ancak hep içinde bir tutku olan ve hayatının ritmini kazandıran resim sanatından çok uzakta kaldığını mesleki doyum açısından monoton ve mutsuz bir yaşam sürdüğünü ve buna sebep olarak da ailesini gördüğünü ifade ediyor. Ailesine karşı sürekli içinde bir kızgınlık duyuyordu. Kendi tercihine sadık kalmadığı için de pişmanlık duyduğunu ifade ediyordu.

Aslında ne var biliyor musunuz? Bu tür meseleleri bazen ülkenin eğitim sistemine bazen toplumsal geleneklere bazen de anne baba baskısına bağlıyoruz; ama kendimizde hiç kabahat aramıyoruz. Nasıl ki diye sorarsanız? Sebep her ne olursa olsun yapmak istediğimiz mesleği veya olmak istediğimiz kişiyi her durumda kendimizin belirleyebileceğini unutuyoruz da ondan. Yapmak istediklerimizi yapabilecek, duygularımızı dışa vurabilecek bir yol her zaman vardır. Velev ki para kazandırsın veya kazandırmasın.

Misal, bir öğretmen olarak öğretmen olmayı evvelden hayal etmemiştim. Aslında beni de öğretmen olmaya iten sebepler; aile, içinde bulunduğum şartlardı. Belki de farkında olmadan bendim. Başarısız bir eğitim hayatım vardı. Ta ki lise ikinci sınıfa gelinceye kadar lise 1. Sınıfta(şimdiki 9.Sınıf) okulu bırakmak istediğimi aileme söyledim. Sekiz-dokuz kırık dersim varken hayatımı böyle başarısız bir şekilde devam ettirmek istemiyordum. O yıllarda başarısız olduğumdan kafamda herhangi bir meslek de yoktu. Babamın mesleği esnaflık bu durumda en azından daha cazip görünüyordu. Okulu bırakıp böyle devam etmeye karar vermiştim. Okulu bırakma kararını aileme açtığım o gece beklemediğim bir anlayışla biraz da şaşkınlıkla karışık bir tepkileriyle ileride karşılaşabileceğim olumsuz senaryoları anlatıp beni okumaya ikna etmişlerdi. Sayısal derslerimin bazıları iyi olduğu için sayısal alanda lise ikiye devam ettim. Ancak temel sayısal derslerde özellikle de matematikte başarısız olduğumdan sözel bölüme geçtim.

Müdür beyin ve babamın sayısal bölümde kalmam konusundaki ısrarlarına rağmen babama “Gelecekte en azından bir şeyler yapabileceğime inanıyorsanız sözel alana geçmeme izin ver. En azından kendi çabamla da olsa başarabilirim” dedim. O da kabul etti. İkinci sınıftan itibaren başarım artmaya başladı. Kısa süre sonra sınıfın en başarılı öğrencilerinden biri oldum. Lise eğitimim devam ederken hukuk sözel alanda idi. Bize de cazip gelen oydu. Ancak daha sonraları eşit ağırlıktan öğrenci almaya başlayınca sözel alanda elimde kalan bir öğretmenlik oldu. Ve nihayetinde de öğretmen oldum.

 İstediğim bir meslekten ziyade şartların getirdiği yerdeyim. Hiç kimseye kızmıyorum, şimdiki mesleğimden memnunum ve mutluyum. İstediğim kişi olmak ve yapmak istediğim iş noktasına gelince hep yazar olmak ve toplum adına büyük şeyler yapmak vardı içimde. Bugün kendimce bunları yapmaya çalışıyorum. Yapmak istediğimiz mesleği, içimizdeki cevheri çıkarmak için mi yoksa geçim sağlamak için mi yapıyoruz? Asıl önemli olan bu. Mutsuz olan kardeşlerime şunu hatırlatmak isterim. Bugün bu yerel gazetede yazı yazıyorum. Hatta bilim kurgu türünde roman da yazıyorum. Kitabım bittiğinde yayınlanabilir de yayınlanmayabilir de hiç sorun değil, hiçbir şey olmasa da çocuklarıma ve bekli de torunlarıma kalacak bir hediyem olur. Ben öldükten sonrada benimle ortak duyguları yaşayabilecek ve düşünce iklimi içinde olabileceklerini düşünmek bile yeterli diye düşünüyorum. Çocuklarımız ile bağımız belki de böyle devam edecektir. Her zaman çocuklarımıza para, mal mülk mü kalacak? Hatta beni bir nebze de olsa yazdıklarımdan tanıyabilecekler. Bu bile paha biçilmez bir duygu değil midir?

 İçinizde var olan yetenekleri maddi bir kaygı beslemeden her yaşta ve her koşulda yapabileceğinizi unutmayın.

Meslek seçimi yaparken, bazen içinde bulunduğumuz durum, çevresel koşullar, ekonomik, sosyal ve ailevi baskılar bazen de geçmişte yaptığımız hatalar ile bu önemli dönemeçte isteyerek olsun ya da olmasın bir tercih yapmak durumunda kalıyoruz. Nihayetinde bu seçimler hayal ettiğimiz gibi ve hedeflediğimiz gibi olabileceği gibi olmayabilir de bu durumda pes etmeden ve içimizde olan yetenekleri, yaşam enerjimizi kaybetmemek adına yukarıda da örneğini verdiğim şekilde ilgi duyduğumuz ve yapmaktan haz aldığımız mesleği maddi kaygı beslemeden hobi olarak yapabiliriz.

Sonuç olarak genç kardeşlerim, meslek tercihi hayatımızın en önemli dönemeçlerinden biri olduğuna göre mutlu bir yaşam ve gelecek için önce kendimizi ve yeteneklerimizi iyi bilmeli sonra da tercih edeceğimiz mesleği bir o kadar iyi araştırmalı ve bunun içinde çok çalışmalısınız. Değerli anne ve babalar, sizler de çocuklarınızın doğru bir meslek tercihi yapabilmeleri için çocuklarınızı iyi tanımanızı ve mutlu olabilecekleri bir meslek seçimi için onlara doğru bir kılavuz olmalısınız. Kendi seçimlerini yaparken çocuklarınızın mutsuz bir yaşam sürmemeleri için onlarla karşılıklı fikir alışverişi içinde olup tercihlerine saygı göstermeniz sağlıklı ve mutlu bir nesil için yerinde bir tutum olacağını belirtmek isterim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İrfan 2018-01-05 16:14:34

Meslek seçimi kişinin tüm hayatını etkilediği için yazarımızın ifadelerine katılmamak elde değil.

Avatar
ahmet demir. 2018-01-05 00:07:14

meslek seçimi bir çok faktör etki eder.mesleki doyum/mesleki kariyerde konunun paydaşlariyla seçilebilr...

banner92