" İnsansız hiçbir şeyin güzelliği yok. Her şey onun sayesinde, onunla güzel" . Sait Faik, öykülerinde " Bir insanı sevmekle başlar her şey" diye başlamıştır; insana olan sevgisi o denli yoğun ki, bunun yanı sıra doğaya, hayvanlara duyduğu özlemi ve tutkuyu her satırında hissedebiliyor kalp gözü ile okuyan her insan... Bu tutkusu yaşamı boyunca süren yalnızlığının dışa vurumu olarak da görebiliriz. Yazmasa deli olacağını söyleyen Sait Faik, cebinde sarı kağıtları ve kurşun kalemle her yerde her zaman yazarmış. Bu, onun çok mükemmelliyetçi olduğunu, kendi yazdıklarını kolayca beğenmediğini, yazılarını ve öykülerini birkaç kez yazdığını arşivindeki müsveddelerden ve yayımlanan eserlerinde yaptığı değişikliklerden anlamak mümkün... Evet, Sait Faik ve daha niceleri iki satır yazarken bile kırk kez düşünen, kaleminden çıkan her harf bir cümle haline gelene kadar kaç aşamadan geçerdi kimbilir! Oysa bizim şimdi yaşadığımız ilişkilerin, çevremizde olduklarını sandığımız insanların ne kadarı gerçek? Var mı Sait Faik gibi ince ruhlu insanlar? Bir elin parmaklarını geçiyor mu?

    Evet yazmak başlı başına bir devrim, bir rahatlama, başka bir duygu... insanlardan saklanmak, hatta kendimden bile kaçmak isteyince, kendimi yazarken buluyorum; çünkü kimsenin mutlu edemediği kadar yazmak mutlu ediyor beni. Onca insan yorgunu olsam da, yine de ısrarla etrafımda iyi insanlar istiyorum...

Yan çizmeyen...

Dolaysız...

Güzel şeylere iştahı kabarık...

Hevesini, tutkusunu yitirmemiş...

Dünyayı seninle yeni baştan tasarlamaya aday...

Derdi eşya ile mutlu olan, ya da eşya ile mutsuz olandan olmasın...

Mutluluğu içinde keşfedeninden, hayatı doğa, kitap, hayvan, çay kahve ve simit olanından...

Simit çay ikilisinden keyif alan...

Bir dost ile saatlerce yüz yüze bir kitap üzerine sohbet eden...

İki yüzlü değil de, net olan...

İnandığı doğruyu sonuna kadar savunabilen...

Yanar döner değil de, dürüst ve cesaretli olanından...

Menfaatsiz, çıkarsız, seni sen olduğun için sevebilen...

Maddeye değil, sana önem veren...

Dedikodusuz, yalansız, çekiştirmesiz...

Seni bütünleyen, seninle bütünlenebilen...

Az konuşup, çok okuyup ve düşünmeyi becerebileninden, hayatı sorgulayan ama insanı yargılamayan(ından) istiyorum!!!

   Satın alınan şeyler sana iyi deneyim ve anı sunamıyorsa, örneğin bir dostun, bir seyahatin veya sabaha kadar süren bir konuşmanın benzersiz hazzını veremiyorsa, bu anlamsız ortalama mülkiyetin belirleyici bir hükmü yok. En değerli şeylerin anıların, deneyimlerin ve insanların olduğunu düşünen insanlar istiyorum!!! Turgut Uyar' ın adını "Anlamsız Ortalama" koyduğu bu hayatta, anlamlı ortalar bulmak için yaşıyorum...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
şenay 2017-08-15 16:26:02

güzel yazmışsınız iyi bir okur olduğunuz belli