İyi ve kötü ahlakın ve değer yargılarımızın temelini oluşturan en önemli iki kavramdır. İyi ve kötü zamana dilimine ve çeşitli toplumlara göre farklı değerler alabilmektedir. Her toplum ve zaman dilimi için geçerli bir iyi ya da kötü tanımı yoktur. Genel itibarıyla toplum tarafından onaylanan yapılmasının olumlu sonuçları ve faydalı olan davranışlar iyi olarak tanımlanırken yapılması toplum tarafından onaylanmayan ve yapılması olumsuz sonuçlara yol açan zarar temeline dayalı davranışlar da kötü olarak tanımlanmaktadır.

İyi ya da kötü kavramları kimi zaman kişisel değer yargılarına göre de değişebiliyor. İyinin veya kötünün değerlendirilme kıstasının her zaman açık ve net olmadığı durumlar da olabiliyor. Neyin iyi neyin kötü olduğu bazen konuya nereden ve hangi açıdan baktığınıza bağlı olabiliyor.

İyinin ve kötünün herkesçe kabul gören bir ölçütü yoktur. Bize göre iyi olan bir başkası için kötü olabiliyor. Hatta bazen bu durum bizim için de böyle değil midir? İyi dediğimiz bir olguya başka bir zamanda kötü dediğimiz olmuyor mu? İşte tüm bu düşünce etrafında zaman zaman gündelik yaşantımızda düşünce yapısı bakımından ya da davranış, kişilik ve değerler açısından etrafımızdaki kişileri iyi ya da kötü olarak zihnimizde tanımlıyoruz. O kişilere karşı bir set çekip iletişim kanallarımızı tümüyle kapatıp bazen öfke bazen de nefret besleyebiliyoruz.

Oysa bazen bu gibi kişilerden hiç hoşlanmıyor ve nefret ediyor olsak da bu gibi kişilere de ihtiyaç duyabiliyoruz. Şöyle ki vücudumuzda da tiksindiğimiz ve pis olarak gördüğümüz ter, tükürük burun ve kulak salgısı gibi vücudumuzun ilgili organlarını korumaya yarayan salgılar gibi düşünce ve kişilik olarak bize, değer yargılarımıza ters düşen kimi zaman da düşman gibi gördüğümüz bu kişiler de aslında bizlere belli açılardan fayda sağlıyor. Onun için içimizdeki kötüleri de değerlendirebilmeliyiz.  Doğada her şey zıddıyla vardır. Sözünün ifade ettiği biçimde; çirkinle güzel, yanlışla doğru, kötüyle iyi, karanlıkla aydınlık daha açık bir şekilde anlam bulup daha iyi anlaşılmıyor mu?

Düşünce ya da inanç yönünden tahammül edemediğimiz ve kendi değer yargılarımıza göre kötü olarak tanımladıklarımızın da vücudumuzdaki tiksindirici salgılar gibi bize sağladığı faydaları var. Aslında insanlığın imtihanı da iyinin ve kötünün mücadelesi değil midir? Neredeyse yeryüzündeki bütün dinlerin temelinde iyinin ve kötünün temsilcisi melekler ve şeytanlar yok mudur? Şeytanlar olmadan içimizdeki iyileri bilmek nasıl mümkün olacaktı? Hatta belki de her gün içimizdeki kötüyle mücadelemiz olmazsa nasıl daha iyi, güçlü, ilkeli ve karakterli olabileceğiz ki…

Şeytanı bile belli bir vakte kadar insanları yoldan çıkartmaya çalışmakla görevlendiren yaratıcı, bu yolla insanları imtihan etmeye çalışırken biz bütünüyle kötü diye algıladıklarımızı hayatımızdan çıkarmak gibi bir düşünceye kapılırken aslında her birimizin de içinde potansiyel bir kötüyü barındırdığını unutmuyor muyuz? Kötü olmadan iyi nasıl bilinecek ki? Ya yanlışlar olmadan doğrular nasıl anlaşılacak? Her doğru yanlışıyla var olur.

Düşüncelerin, inançların, değerlerin çatışması ve farklı olması doğal olduğu kadar kaçınılmazdır da… Bu sebeple kendi değer yargılarımızdan yola çıkarak çatıştığımız kişileri kötü olarak algılamamalı ve aramıza duvarlar örmemeliyiz. Hegel’in diyalektik düşüncesinde olduğu gibi tez-antitez = sentez gelişim için kaçınılmaz bir çatışmadır. Bilim de böyle gelişmiyor mu? Bazen aykırı gibi gelebilen sorular bilimsel çalışmalarda da yeni ufuklar açmıyor mu?

Sonuç olarak dünya, bizim ve fikirlerimizin etrafında dönmüyor. Sosyal yaşamda sadece iyilerin olduğu bir dünya kurmak mümkün değil, hele ki iyinin herkes tarafından kabul görmüş ve uzlaşılmış bir tanımı mevcut değil iken. Madem her şey doğada zıddıyla var oluyor. O halde atomun içindeki protonlar(+) kadar yapısını devam ettirmesi bakımından elektronlara(+) da ihtiyacı var. O zaman bizlerin de daha ileri bir uygarlık olabilmesi ve gelişebilmesi için bizden farklı düşünen ve inan insanlar ile birlikte yaşayabilecek tahammül ve sabrı gösterecek anlayışa ihtiyacı var.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Taha 2018-02-21 18:23:56

Yazınızda olayların göründüğünün dışında hikmet dediğimiz bir yönünün de olduğunu çok güzel anlatmışsınız.

Avatar
İrfan 2018-02-23 18:30:28

Kötülerin sayesinde iyilerin kıymeti daha iyi anlaşılıyor.