Türkiye'de şiir tercih edilmeyen bir tür haline geldi. Bunun sebebine şair ve okur tarafından ayrı ayrı bakmak ve ortak bir argüman çıkarmak sağlıklı olacaktır. Yaşayan büyük şairlerimizin pek kaldığı söylenemez; günbegün kaybediyoruz, sanki bir şeylere işaretmiş gibi. Öncelikle, net olan bir olguyu saf dışı bırakmamız gerekiyor: Şiir bir döneme ait değildir. Yaşam sürdükçe şiir kokusunu fersah fersah yayacaktır.

Edip Cansever'in, ''Şiir yazılmaz, yapılır'' sözüne binaen şairliğin doğuştanlığına kısmen inanırım. Çalışmanın etkisi, olmayacak durumları oldurabilir. Hem şiirde büyük emek ister, kelimelerin sahasına inip en iyisini bulma uğraşı başlı başına büyük uğraştır. Sonuçta her insanın duygusu, kelimeleri ve kalemi var. Kim ne kadar duygusunu içselleştiriyor ve damıtıyor, kelimelerin büyüsüne inanıyor ve kalemini kurmaya çalışıyorsa şiire o denli yaklaşıyordur. Türkiye'de genç neslin çalışmadan uzak, hazırı tüketme anlayışının olduğunu düşünüyorum. Şiir genellikle her insanın birkaç defa uğraştığı sonra zorluğu anlaşıldığında bırakıldığı bir türdür. Bu sebeple şiirden uzaklaşmayı birazda genç nesile bağlıyorum. Elbette zamanın değiştiğini görüyorum. Edebiyatın beslemesiyle sinemada ve müzikte büyük ilerlemeler oluyor. Özellikle Rap, son 3-5 yıldır Türkiye'de  şiirden daha popüler. Bu durumun oluşmasındaki en büyük pay rapçiler. Türkiye'de popüler olan birçok rapçinin yazdıklarına baktım. Günümüz Türkçe yazan şairlerimizden daha cesurlar. Sözlerini sakınmıyorlar, bunu yaparken şiirsellikten de ödün vermiyorlar. Rapçileri anladığım kadarıyla kafalarını kuramlara boğmuş değiller, kelimelerin ve gözlerinin uçsuz bucaksız diyarına bırakmışlar kendilerini, ritmi bulmak en büyük dertleri. Şehinşah adlı bir rapçinin Karma adlı parçasını dinledim. Kaç şiir yazanımızın şöyle bir dizesi bulunuyor: Karma dağ, zaman kaya, bense Sisifos.

Türkiye'deki okurlar, aslında dünyada da durum genel olarak böyledir, popüler olanı sever. Günümüzde öykü en tercih edilen edebi tür olarak baş gösteriyor. Tüketiminin çabuk, hazmedilmesinin rahat olmasından kaynaklı. Bu sözlerim öykünün niteliği ile ilgili değil, hakeza öykü ehemmiyetli bir alandır, incelik ister. Şiir yapısı itibariyle anlaşılması güç, katman katman olduğu için bugüne ayak uyduramıyor. Günümüzde ''rahat'' olan seviliyor, talep ediliyor. Durum böyle olunca roman ve şiir geçmişle mukayese edildiğinde parlak görünmüyorlar. Okurun şiire olan bakışının da değiştiğini görmek gerekiyor. Şiir, afilli sözler olarak görülüyor ve daha çok ''gönderme'' yapılmak için kullanılıyor. Şiirin ferahlatan ve büyüten kısmını günümüzün okuru pek görmüyor, ilgilenmiyor.

Şair ve okur tarafından problemler bununla kısıtlı değil. Yaşadığımız çağ, yayınevlerinin durumu, yeni insan profili ve daha birçok etken Türkiye'deki şiire olan bakışı ve şairlerin çıkmamasının sebepleridir.

 Genel bir çıkarım yapmak için devam yazısına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Hoşça kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.