“ÇÖZÜME İNANIYORUZ”

TÜSİAD Başkanı Yılmaz;

“ÇÖZÜME İNANIYORUZ”

TÜSİAD Başkanı Yılmaz;

28 Kasım 2013 Perşembe 19:01
1736 Okunma
 “ÇÖZÜME İNANIYORUZ”

Güneydoğu Yatırımcı Danışma Konseyi’nin düzenlediği toplantıda TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, katılımcıları Kürtçe selamladı; “Silav ji Batman’e re…”

 

*Batman'daki toplantıda konuşan TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, çözüme yatırıma devam dediklerini belirterek; “Adı yıllarca şiddetle terörle anılan bölgenin artık ekonomik kalkınma refah ve yatırım fırsatları ile anılacak bir bölge haline gelmesi yönünde ısrar ve irademizi açıkça gösteriyoruz. Bölgede iş ve yatırım yapılabilir bir huzur ortamının sağlanmasına temel oluşturan çözüm sürecine inanıyor ve bu konuda güçlü bir desteğin oluştuğunu gözlemliyoruz” dedi.

 

YILMAZ’DAN KÜRTÇE SELAMLAMA

Batman'da Kültür Merkezi Konferans salonunda Doğu ve Güneydoğu Yatırımcı Danışma Konseyi tarafından düzenlenen toplantıya, TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, TÜSİAD üyeleri olan işadamları, bazı ülkelerin Büyükelçileri ve Ticaret Ateşeleri, Batman Valisi Yılmaz Arslan ile bölgedeki sanayici ve işadamları katıldı. Toplantıda konuşan TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, konuşmasına Kürtçe selamlama ile başlarken, Haziran ayında Cizre'de ilk toplantılarını gerçekleştirdiklerinde çözüme yatırım için burada olduklarını söylediklerini ifade ederek, "Bugün ise, Doğu ve Güneydoğu Yatırımcı Danışma Konseyi toplantımızın ikincisinde Batman’da çözüme yatırıma devam diyoruz. Yatırımcı Danışma Konseyi toplantılarımız ile adı yıllarca şiddetle terörle anılan bölgenin artık ekonomik kalkınma refah ve yatırım fırsatları ile anılacak bir bölge haline gelmesi yönünde ısrar ve irademizi açıkça gösteriyoruz” dedi.

“ÇÖZÜM SÜRECİNE İNANIYORUZ”

TÜSİAD Başkanı Yılmaz, şöyle konuştu; “Bölgede iş ve yatırım yapılabilir bir huzur ortamının sağlanmasına temel oluşturan çözüm sürecine inanıyor ve bu konuda güçlü bir desteğin oluştuğunu gözlemliyoruz. Bugün artık zaman kaynaklarımızı enerjimizi, daha yoğun olarak ülkemizin her bölgesi ile kalkınmasına odaklama zamanıdır. bölgenin kalkınması ise ancak huzur ve istikrar ortamının devamlılığının sağlanması ile mümkün olacaktır. Ve bunun yola da bireysel hak ve özgürlüklerin ve hukukun üstünlüğünün tesis edildiği kimliklerin yük değil, zenginlik sayıldığı bir demokrasi anlayışının benimsenmesinden geçmektedir."


 

"AB SÜRECİNİ ÇOK ÖNEMSİYORUZ"

TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, Cumhuriyetin en önemli projelerinden birisi olan ve kurucu felsefenin neticesi sayılması gereken AB sürecini de işte bu nedenle çok önemsediklerini vurgulayarak, "3 yıllık bir aradan sonra ilişkileri yeniden canlanmasına da aynı nedenle sevindik. Avrupa komisyonunun 2013 yılı ilerleme raporunu eleştirilerinde adil, üslubunda makul ve geleceğe yönelik olarak da yapıcı bir metin olarak değerlendirdik. AB konusunun gerek kamuoyunun gerekse hükümetin gündeminde yeniden yer bulmasını önemsiyoruz. AB sürecinin devalı ve ısrarlı takipçisi olmayı da sürdüreceğiz" dedi. Bölgenin kalkınmışlık farkını gidermek ve çözüm sürecinin ekonomik ayağını güçlendirmek gayesiyle oluşturdukları Doğu ve Güneydoğu Anadolu Yatırımcı Danışma Konseyinin amacının, özellikle yatırım ortamının birinci şartı olan güven ortamının tesisinde katkı bulunmak ve bunun yanı sıra Doğu ve Güneydoğu bölgesinde iş ve yatırım ortamının sorunları hep birlikte görmek ve çözüm önerilerimizi de yine hep birlikte yerinde dile getirmek olduğunu belirten TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, şöyle konuştu:

 

“BÖLGEYİ YATIRIMCILARA ÖZENDİRİYORUZ”

"Bölgenin iş ve yatırım potansiyelini ortaya çıkaracak bir ortamın hazırlanmasına destek olmaya gayret ediyoruz. Bölgenin yatırım yeri olarak imajını güçlendirerek ulusal ve uluslararası tüm yatırımcıları bölgede yatırım yapmaya özendirmeye çalışıyoruz. Bölgedeki potansiyel iş insanlarını Türkiye ve yurtdışındaki yatırımcılarla bir araya getiren ve sektör detayında işbirliği projelerinde buluşturmayı imkan sağlayacak kurumsal yapıları oluşturmaya çalışıyoruz. Hatırlatmak isterim ki, ilk defa Cizre'de açıkladığımız bölge ekonomisine ilişkin analize göre istikrar ortamının sürekliliği varsayımı altında bölge ekonomisinin ülkemizin potansiyel ekonomik büyümesine yüzde bir civarında bir katkı sağlaması mümkün.Hizmetler sektör ile başlayıp sanayi sektörü ile gelişmesi ön görülen bu senaryonun bölge ekonomileri ile sağlanacak etkileşim ile daha da sağlam bir yapıyı kavuşması mümkündür. Elbette nispi olarak en yüksek servise artışı bu senaryo bağlamında Doğu Güneydoğu bölgesinde gerçekleşecek ve bu bölgedeki büyüme Türkiye ortalamasının yaklaşık 3 katını yakalayacaktır. 10. kalkınma planı hedefleri bağlamında 2014-2018 döneminde Türkiye ortalama büyüme oranı yüzde 5.5’tir. Bu durumda bölge için büyümenin ortalama yıllık yüzde 16 gibi muazzam bir düzeyde gerçekleşmesini beklemekteyiz. İşte bu senaryonun yukarıda amaçlarını sıraladığım yatırımcı Danışma Konseyi yapısını başarı ile işletilmesi ile güvence altına alınacaktır."

 

"HEM GÜVENLİK HEM ENERJİ KORİDORU OLABİLİR"

TÜSİAD Başkanı Yılmaz,  son dönemde Türkiye'nin komşularında gözlemledikleri gelişmelerin bölgenin iktisadi cazibesini artırabilecek önemli bir potansiyel olarak önlerinde durduğunu ifade ederek, "Bölge ülkelerinde gözlemlediğimiz nispi istikrarın sürdürülebilmesi durumunda Türkiye hem güvenlik bir enerji koridoru görevini üstlenecek hem de bölgenin sanayi ve hizmetler sektöründe bir cazibe merkezi olarak öne çıkacaktır. Açıktır ki, bu gelişme tüm bölge ülkeleri için arzu edilen bir durumdur. Ve çözüm sürecinin iktisadi ayağını daha da güçlendirecektir. İşte bu çerçevede yatırımcı Danışma Konseyinin bölge ülkeleri arasındaki iş ve yatırım ilişkilerinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi bağlamında da önemli bir rolü olacağını düşünüyoruz. Bu dönem uzunca bir süredir ağırlıklı olarak güvenlik ve enerji eksininde değerlendirmeye tabi tutulan ikili ilişkileri refah yaratan bir işbirliği ortamına dönüştürülecektir" diye konuştu.

 

“SORUN GÜNDEMİMİZDE OLACAK”

Finansman konusuna da değinen TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, şöyle devam etti; "Finansmanı bölge yatırımları açısında çok önemli bir unsur olarak görüyoruz. Bölgenin uzunca bir süredir taşıdığı terör riski ve son dönemlerde iktisadi kalkınmada kopmuşluğu doğal olarak yatırımları finansmanı konusunda da önemli bir problem alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Üstelik firma yapısının küçük ölçekli olması ulusal temelde zaten problem olan KOBİ'lerin finansmana erişim sorununu bölgede daha da hissedilir kılmaktadır. Bu tespiti tüm finans alt sektörler için yapabilmek mümkün. Bununla birlikte çözüm süreci ilerledikçe bölgede risklerin düşmesine bağlı olarak yatırım maliyetlerinin düşmesini beklemek gerekir. Bu çerçevede çözüm süreci bağlamında finansmana erişim sorunu hafifletmek ve uzun dönemde bölge riskini ülke riskine eşitleyecek öneriler geliştirmek de yatırımcı Danışma Konseyinin gündeminde olacaktır."

 

ONATÇA, "TÜRKİYE KENDİ İÇİNDE

BARIŞI SAĞLAYAMAMANIN BEDELİNİ AĞIR ÖDEDİ"

TÜRKONFED Başkanı Süleyman Onatça ise, herkesin çok yakından takip ettiği gibi, ülkemiz için, bölgemiz için tarihsel bir dönüşümün eşiğinde olduklarını, adı "Barış" ile anılan bir süreçte Batman'da birlikte geleceğe yönelik planlarını paylaşıyor olabilmekten son derece mutlu olduklarını söyledi. Onatça,

"Türkiye, kendi içerisinde barışı sağlayamamanın bedelini ağır ödedi. Kaybedilen canlara paha biçilemeyeceğini biliyoruz. Hiç bir maddi değerin bir ananın yanan yüreğindeki acıyı ödeyemeyeceğini de biliyoruz. Bu nedenle, bugünkü barış ve huzur ortamının değeri çok büyük. Bölgede bugün esen olumlu hava bölgenin yatırım imkanlarının da konuşulabilmesini sağlıyor. Cizre'den sonra Batman'daki bu toplantıya iş insanlarının gösterdikleri yoğun ilgi, bu durumun canlı kanıtı" dedi. TÜRKONFED olarak çalışmalarının yoğunlaştığı alanların başında bölgesel kalkınma geldiğini, geçtiğimiz günlerde 'Orta Gelir Tuzağı'ndan Çıkış: Hangi Türkiye?' raporlarının ikinci cildini kamuoyuyla paylaştıklarını da söyleyen TÜRKONFED Başkanı Süleyman Onatça, şöyle konuştu:

 

"TÜRKİYE, KANADI KIRIK BİR KUŞ GİBİ UÇMAYA ÇALIŞTI"

"Bu çalışmamızın temel bulgusu, hedeflediğimiz gibi 2023 yılında 2 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmamız, ihracatımızı 500 milyar dolara, kişi başına gelirimizi de 25 bin dolara çıkartabilmemiz, bir başka ifadeyle ülkemizin orta gelir tuzağından kurtulması için bölgesel farklılıkları kapatmamız gerektiği.Türkiye, uzun yıllardan beri kanadı kırık bir kuş gibi uçmaya çalıştı. Şimdi bütün dileklerimiz barış merheminin bu yarayı iyileştirmesi yönündedir. Raporumuz, Türkiye'nin orta gelir tuzağından kurtulması için bölgesel farklılıkları kapatmamız gerektiği bulgusunu içeriyor. Çalışmada değerli hocalarımız ülkemiz için iki bölgeli bir genel denge modeli geliştirdiler. Bu modeli kullanarak yaptıkları hesaplamalar şimdiye kadar ki ezberlerimizi bozacak nitelikte. Kısaca çalışmamızda şu nokta ortaya çıkıyor: Eğer, doğu ve Güneydoğudaki illerimiz daha hızlı kalkınırsa, bu batıdaki illerimizin de yararına. Çünkü, bu sayede doğuda oluşacak pazar hacmi, batıda üretim yapan girişimcinin de işinin gelişmesini sağlayacak. Oysa şimdiye kadar hep bunun tersi olmuştu. Güvenlik harcamaları nedeniyle hep batıdan doğuya kaynak aktarımı olmuştu. Bu kaynak aktarımı batıda gelir seviyesini düşürürken, doğuda ise artırmadı. Çünkü kaynaklar büyümeyi hızlandırabilecek verimli alanlara, altyapıya, eğitime, insan kaynaklarının gelişmesine gitmek yerine güvenlik için harcanmış oldu."

 

"İŞE EĞİTİMDEN BAŞLAMAK GEREKİR"

Onatça, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un, Türkiye'nin son 30 yılda bölgede barışı tesis edemeyişinin bedelini 2.5 trilyon TL ile ifade ettiğini de hatırlatarak, "Oysa bu parayı üretkenliği artıracak alanlara yatırabilirdik. Son çalışmamızdaki model ortaya koyuyor ki, Doğu’da üretkenliğin artışına katkıda bulunacak her türlü kaynak, kendisinden daha büyük bir etkiye yol açacak. Üretkenlik artışı sağlamanın ilk yolu altyapı yatırımları. Son yıllarda hükümetimizin bölgeye yapmış olduğu altyapı yatırımları, bölgenin iş ortamının gelişmesi için gereken ilk ivmeyi sağladı. Diyebiliriz ki, bu altyapı yatırımları, çok kıymetli bir zemin sağladı; ancak doğuyla batı arasındaki farkı kapatmak için daha fazlasına ihtiyaç var.Bölgedeki iş ve yatırım ortamının düzelmesi açısından ikinci olarak teşvik sistemi geliyor. Son teşvik uygulaması, geçmişe oranla yatırımcı için büyük avantajlar sağlıyor. Ancak üretkenlik artışı sağlayamadığımız takdirde, en cömert teşvikler bile, tek başına doğu-batı farkını kapatmayı sağlamaz. TÜRKONFED olarak Türkiye'nin doğusu ile batısı arasındaki farkın kapatılabilmesi için işe eğitimden başlamak gerektiğine inanıyoruz. Neredeyse tüm illerimizde ortalama eğitim süresi 5 ila 8 yıl arasında değişiyor. Urfa ve Ağrı'da ise maalesef 5 yılın bile altına iniyor. Bu eğitim profili ile bugünün dünyasında tüketicilerin tercih ettikleri teknolojik ürünleri üretemeyeceğimiz aşikar. Eğitimin sadece süresi değil kalitesinin de artırılması gerekiyor. Öğrencilerimize yaratıcılıklarını artırabilecekleri iyi bir eğitim verebilmemiz gerekiyor. Bunun için altyapıları güçlü olmak koşuluyla yeni üniversiteleri ve mesleki eğitim merkezlerini yoksulluk tuzağındaki bölgelerimizde konuşlandırmayı öneriyoruz.

Doğu’nun kalkınmasını hızlandıracak önemli bir hamlenin de etrafındaki iller için çekim merkezi olacak iller yaratmak olduğunu düşünüyoruz. Türkiye'nin Doğusunda, Güneyinde ve Kuzeyinde 3 İstanbul'a daha ihtiyaç var. Bölgedeki illere yaptığımız ziyaretlerde görüyoruz ki, Doğu'nun İstanbul'u olmaya aday epey sayıda ilimiz var. O yüzden doğumuzda gerçekleştirilecek yeni İstanbulların altyapısında hızlı davranılması gerektiğini belirtiyoruz" diye konuştu.

 

"BÖLGESEL KALKINMA BANKALARI

SİSTEMİNİ ÖNERİYORUZ"

TÜRKONFED Başkanı Süleyman Onatça, bölgeler arası gelişmişlik farkını gidermek üzere uygulanacak projeler için Türkiye'nin finansman kaynağına ihtiyacı bulunduğunu, bunun için "Bölgesel Kalkınma Bankaları sistemi" geliştirmeyi önerdiklerini de belirterek, "Bu bankalar, bir taraftan kamu politikalarının hedeflerine ulaşmasını kolaylaştırırken, diğer taraftan ticari prensiplere göre kredi kurumları gibi yönetilerek piyasayla olan bağlantıyı sağlamalılar. Bu bankalar, mevduat bankalarıyla rekabet içerisinde olmamak için mevduat kabul etmeyecek olup, kaynaklarını piyasaya çıkartacakları ticari borçlanma kâğıtlarıyla sağlayabilirler. Bu bankaların bölgenin kendine has dinamikleri üzerinde uzmanlaşarak hem projeleri, hem de bireysel girişimcileri destekleyebileceklerini düşünüyoruz. Bu üç koşulun yerine getirilmesi, bölgede yatırımların önünü açmaya yeterli olacaktır. Bu yatırımlar bölge içinden olabileceği gibi dışarıdan da olabilir. Bu amaçla Bölgeler Arası Ortak Girişim Projesi, yani BORGİP adıyla yeni bir proje başlattık. Bu proje dahilinde bölgede odaklanacağımız sektörler ve illerde, bölge ve bölge dışı iş insanları arasında işbirliği olanaklarının geliştirilebileceği bir zemin oluşturmayı hedefliyoruz. Bugün aramızda Büyükelçiler ve ekonomi müşavirleri de var. Bölgenin sadece iç pazar için değil, aynı zamanda Asya ve Ortadoğu pazarlarına ulaşmak için de çok sayıda avantaj barındırdığını bilmem söylememe gerek var mı?

Nasıl ki bugün dünya ticaretini şirketler arası ticaret biçimlendiriyorsa, Türkiye içinde de bölgeler arasındaki ekonomik işbirliklerinin gelişmeye çok açık bir alan olduğunu düşünüyoruz. Bu işbirlikleri hayata geçmeye başladığında Batman'ın ve tüm görece düşük gelirli diğer illerimizin İstanbul'dan aşağı kalır yeri olmayacak" diye konuştu. 

 

VALİ ARSLAN, "ZİYARETİNİZ ZİHNİYET

DÖNÜŞÜMÜNÜN BAŞLANGICIDIR"

Batman Valisi Yılmaz Arslan da, Batman'ın tarihi ve yatırımları anlatarak, "Son bir yıllık süreçte çok önemli bir süreç yaşandı. Değerini burada yaşamayanlar anlayamaz. Biz bu ziyaretlerden çok kısa sürede büyük yatırımlar beklemiyoruz bunun anlamlı bir talep ve beklenti olmayacağını biliyoruz. Bizim için sizin burada olmanız normalleşme ve yanlış yargıların ortadan kalkması demektir. Bu ziyaretiniz bir zihniyet dönüşümünün başlangıcı demektir. Sorunlarımızı konuşarak, diyalog kurarak çözebileceğimizi biliyoruz. Bunun ardından yatırım istihdam ve büyümenin de geleceğini biliyoruz" dedi.

 

DUYAN, "10 AYDA TEK BİR KURŞUNUN SIKILMAMASI GELECEĞE DAİR BİZİ UMUTLANDIRIYOR"

Toplantıda konuşan Dicle Sanayi ve İş Dünyası Federasyon Başkanı Nasir Duyan,  toplumsal barış ve huzurun her zamankinden daha fazla önem kazandığı bu süreçte böylesi önemli ve anlamlı bir toplantıya katıldığı için davetlilere teşekkür ederek, "10 aydır bölgemizde tek bir kurşunun bile sıkılmaması ve silahların susmuş olması bölgenin işadamları olarak bizleri, geleceğe dair umutlandırmaktadır. Ortaya çıkan yeni kardeşlik iklimi kademeli olarak Doğu ile batı arasındaki fırsat eşitliğini ortadan kaldırıp geleceğin Türkiye’sini inşaa etme noktasında ülkenin tüm bireylerini şevklendirecektir. Federasyon olarak barış için atılan tüm adımları desteklemeye hazır olduğumuzu ve bu konuda her türlü sorumluluğu üstlenmekten çekinmeyeceğimizi ifade etmek isterim" diye konuştu.

 

 

 

DEMİR; “SİZLER LOKOMOTİFSİNİZ”

 

Batman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Abdulkadir Demir ise, batman için tarihi bir günü yaşadıklarını, geçmişte yaşananlardan dolayı bırakın yatırım almayı mevcut yatırımcıların bile bölgeyi terk ettiğini belirterek, "Son bir yıl içinde huzur ve güven ortamı oluştu. Sizlerden bölgenin kötü imajının değiştirilmesi için yardım talep ediyoruz. Sizler bir lokomotifsiniz bizlerde sizlerin arkasından gelmek istiyoruz" dedi. 

Son Güncelleme: 28.11.2013 19:05
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.