Günümüz dünyasında teknolojinin gelişimi ile birlikte bilgi hızlı bir dolaşım gerçekleştirmektedir. Değişimin de bir o kadar ani gerçekleştiği göz önüne alınırsa; çocuk eğitiminin ilk başladığı aile yapısının da değişimden payını bir o kadar aldığını söylemek gerekir.

Çocuk eğitimi 20-25 yıl öncesine değin bir şekilde aile, okul ve mahallede sosyalleşme sürecinde rol - model çerçevesinde gerçekleşiyordu. Ancak küreselleşen dünyada kitle iletişim araçlarının da etkisiyle birlikte etkileşim, değişim ve dönüşüm baş döndürücü bir hızda gerçekleşmektedir. Bu bağlamda değerlendirecek olursak çocuğun ilk eğitimini aldığı aile kurumunun rolü de çok önemli hale gelmektedir. Aileden kastımız tabi ki çocukların eğitiminde ilk ve evdeki öğretmeni rolüyle anne ve baba olmaktadır. Çocuğun yaşamının ilk yılarından ömrünün sonuna kadar rehberliğine ihtiyaç duyacağı en güvenli liman elbette ki ailedir. Günümüzde küreselleşmenin etkisiyle birlikte yerel kültürler yerini yavaş yavaş popüler kültüre bırakmakta ve 20 yıl öncesine kadar bile görebildiğimiz samimi insan ilişkilerini günümüzde artık nadiren görebilmekteyiz. Mahalle ve akraba arasındaki samimi ilişki ağı günümüzde kapı komşularında bile nerdeyse görünmemektedir. 

Teknolojinin ve değişen dünyanın hayatımızdan neleri aldığını ve yerine neleri getirdiği aslında pek çoğumuzun malumu olduğu konular, bu bakımdan çok uzatmadan esas anlatmak istediğim mevzuya geçeceğim.  Her geçen gün gelişmeye devam eden kitle iletişim araçları ile dijital sosyal ilişki ağları, sosyalleşme ve eğitim sürecini etkileyen hatta sabote eden en etkili araçlar haline gelmiş durumdadır.  Daha evvel aile içinde, mahallede, akraba çevresinde ve okulda sosyalleşme - eğitim sürecini tamamlayan birey, günümüzde bu süreci daha küresel bir ölçekte gerçekleştirmektedir. Yani çocuklar ailenin, toplumun, devletin hedefleri, beklentileri ve değerleri ile istenilen yönde maalesef eğitilemiyor.

Ülkemizde yetiştirdiğimiz çocuklarımıza kitle iletişim araçlarıyla aileden çok ulusal ve uluslararası yayınlar nüfuz ediyor. Daha evvel çocuklar anne, baba, dayı, hala öğretmen vb. gibi kişileri rol model alırken artık bugün çocuklarımız ve gençlerimiz için rol model olanlar daha çok medya fenomenleri oluyor.

Demem o ki çocuk eğitimi, eskisi gibi toplumsal yaşantı içinde doğal olarak gerçekleşen bir faaliyet değil, bırakın aileleri öğretmenler bile yukarıda saydığımız koşullar altında eğitimden beklentilerimizi gerçekleştirmek için kendilerini sürekli yenilemeli ve geliştirmelidir. Çocuklarının başarılı bir akademik hayata ve sağlam bir kişiliğe sahip olmasını isteyen aileler, çocuğunun adeta evdeki öğretmeni olmalıdır. Bunun için de kendini profesyonel anlamda geliştirmeli ve öğretmen bir kadar çocuk eğitimi hakkında gerekli bilgi ve beceriye sahip olmalıdır. Aksi takdirde eğitim kurumlarında çocuklara verilen eğitimin evde tamamlanıp bütünleşmediği durumlarda öğrenciden başarı ve sağlam bir kişilik yapısını geliştirmesini bekleyemeyiz.  Zira bu durumda süreç birbirini tamamlayamadığında çocuk kitle iletişim araçlarının ve yanlış sosyal çevrenin etkisi altında kalacaktır.

Zaman zaman çevremizde çocuklarının küçük yaşlarda, ilkokul ve ortaokul yıllarında başarılı ve olumlu kişilik yapısında olduklarını; ortaokulun sonlarında ve lise yıllarında ise çocuğunun başarısının düştüğünü ve kişiliğinin de olumsuz yönde seyrettiğinden şikâyetçi olan ebeveynlere tanık olmuşsunuzdur. Bu durumun en temel sebeplerinden biri sürecin sağlıklı ve bilinçli bir şekilde tamamlanamamış olmasıdır.   Ailelerin çocuk eğitimi konusunda profesyonel destek alıp kendilerini en az çocuklarından bekledikleri kadar geliştirmelidir. Ebeveyn , adeta çocuğuyla beraber kendini değişen dünyanın şartlarına göre eğitmeli ve çocuğuyla ortak duygu ve düşünce yapısında olmalıdır ki onunla empati ve doğru iletişim kurabilsin. Günümüz çocukların pek çoğu aileleriyle sağlıklı bir iletişim kuramadığından ve ebeveynlerinin kendilerini anlayamadığından şikâyetçi olmaktadır.  Profesyonel destek almalı derken günümüzde aile eğitimiyle ilgili olarak pek çok sertifika ve eğitim veren danışmanlık ofisleri mevcut bunlardan faydalanılabilir. Öte yandan çocuk eğitimi ve anne konulu sayısız kitaplar yazılmakta ve konferanslar düzenlenmektedir. Diğer taraftan gelişen iletişim ağını pozitif yönde kullanarak tv, radyo ve internetten konuyla ilgili sayısız bilgi, belge ve video ile profesyonel anlamda kendimiz bir anne- baba olarak geliştirme fırsatına sahip olduğumuzu hatırlatmak isterim.

Bir baba olarak pek çok eğitimci akademisyenin kitaplarını okuyor, konu ile ilgili tv programlarını yakından takip ediyor ve izliyorum. Örnek vermek gerekirse Doğan CÜCELOĞLU’nu sosyal medya hesaplarından takip ediyorum. Yazar aile ve eğitim adına paylaşımlar yaparken konu ile ilgili soru, görüş ve önerilenini dile getiren okurlarıyla etkileşime girerek ekip ruhu ile birçok ebeveynin aydınlanmasına olanak sağlayan bir sosyal platform oluşturduğunu söyleyebilirim. Bu platformda konuya ilgi duyan her kesimden insan, aile ve eğitim konularında tecrübe ve fikirleriyle paylaşımlar yapıp fikir teatisi içinde kendini geliştirmeye çalışıyor. Yazar ve okurları arasında daha önce hiç görmediğim bir harmoni mevcut. Öğretmenden ev hanımına mühendisten doktoruna kadar çeşitli meslek grubuna ve eğitime sahip insanlar, yaşanmış tecrübeleri ile adeta bir üniversite gibi kendini geliştirirken paylaştıkları tecrübe ve fikirleriyle başkalarının da gelişimine katkı sunuyor.

Sonuç olarak evdeki öğretmen edasıyla anne ve babaların değişen ve gelişen dünyanın ritmine ayak uydurması, anne-babalık görevinin bilincinde çocuklarının en iyi şartlarda eğitim almasını maddi boyutta elinden geldiği kadar gerçekleştirmeye çalışırken bilgi ve beceri bakımından da kendini geliştirip yenilemesi gerektiğini unutmamalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İrfan 2017-11-02 10:07:45

Her anne baba aslında bir çobandır. Ailesinin çobanı. Hadis i şerif
...

Avatar
Taha 2017-11-01 19:33:03

Bir eğitimci olarak tespitlerinize katılıyorum . Konuyla İlgili düşüncelerinizi de değerli buluyorum.