İnsanın dili, uğraşı ve etkinliği emeğin olmadığı arazilerde daha fazla geziniyor; deviniyor, hareket ediyor ve çılgınlaşabiliyor. Gariptir ki bu arazilerden de pek sonuç alınamıyor.

Emeğin olmadığı arazilerin başında futbol geliyor. Bugün Türkiye'de çoğu kişinin evindeki, iş yerindeki, sokaktaki ve daha birçok mekândaki sohbetlerin başında futbol geliyor. Futbol, içinde edinilmiş bir bilgiyi genellikle barındırmaz. Futbol kolay geldiği için sevilir, öyle ki dâhiyane bir oyun değildir. ''Sen ben kavgası''nı da içinde barındırdığı için albenisi yüksektir. Elbette 1990 sonrası şova dönüşen futbol, futbolcular açısından daha da emek gösterilmesi gereken bir hale gelmiştir. Bu apayrı bir konudur. Futbol yapı olarak oynandıktan sonra başladığı için karşı konulamaz bir güce sahiptir. Çatışma unsuruyla dolu olduğu için de insanların bağlılığı, ilgisi yüksek oluyor ama bu kuru kuruyadır. ''Gördüm, duydum ve üstüne de biraz koydum'' konseptiyle yayılır gider günlerce.

Modern çorak arazi: Youtube.

İnsanların belirli bölümü kanallaştı, içerik üretme derdine düştü. Takip edebildiğim kadarıyla yapılan videoların yaklaşık yüzde 95'i gereksiz ve anlamsız. İnsanların kolay yoldan para kazanma fırsatına erişebildiği bir saha olduğu için günden güne bu mecraya ilgi artıyor. Genellemeler birçok ayrıntıyı görmemize engel olabilir ama şu sözü pek severim: Talep çok ise nitelik yoktur. (Tabii her şey için değil.)

Özet geçiyorum. İşin özüne gelmek istiyorum:

Eğitim.

Eğitime ihtiyacımız var. Yerel ve genel olarak bunun eksikliğini yaşıyoruz her gün. Futbola, siyasete, müziğe kısacası tüm alanlara eğitimi yerleştirirsek iş daha da zorlaşacak, konuşanı az üreteni çok bir saha oluşacak. Beğeni ile süslenmiş bir dünyada ancak eğitimle yalınlaşabilir, fark yaratabilir ve devasa açığımızı kapatabiliriz. Üniversitelerimize, orta ve ilk okullarımıza verdiğimiz değerin karşılığını alırız; fazlasını veya eksiğini değil. Üniversitelerimizden önce en mühim mesele ailedir. Bilinçli ailelere ihtiyacımız var. Arka sokaklara, youtube'ye ve daha birçok sosyal medya organına baktığımda ve geçmişle karşılaştırdığımda bu toprakların çocukları hiç bu kadar başı boş kalmamıştı. Her şeyi noksan anladığımız gibi bu konuda da büyük bir hata yaptığımızı düşünüyorum. Özgürlük bu değildir.

Eğitimden başka sığınacağımız bir liman yok. Emeğin olmadığı arazilerde tepinmenin hiçbir anlamı yok. Eğer derdimiz yarınsa, yarına götürecek alanlar gayet açıktır.

Bilgi için çabalamayı öğrendiğimizde emeğin ne olduğunu anlayabiliyoruz ve bu durumun açtığı kapı birçok safsatayı kapı dışarı etmektedir.

Cahit Irgat'ın çok sevdiğim İthaf şiirinin bir bölümüyle yazımı sonlandırıyorum. Sağlıcakla kalın.

''Meyvesini esirgeyen ağaca
Omuz veremiyoruz,
Bunun için adımız kötüye çıktı
Tecrit kamplarında çıldırdı
İşçiler, talebeler, genç kızlar ''

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.