Bugünkü yazımda ‘1 Mayıs ve olaylar’a değinmeyecektim aslında…

Daha çok 1 Mayıs’ı ve bu gibi günleri kendilerine ‘mal etme’ ye çalışarak, gençleri kullanan kesimler üzerinde yoğunlaşmayı düşünmüştüm… Yazımda tamamıyla onları işleyemeyeceksem de değineceğim…

 

1 Mayıs ve olaylar dedik…

Bugün 5 Mayıs, İstanbul’daki olaylar hala gündemde… Etmeye de devam edecek.

 

Hangi ulusal gazeteye bakarsanız bakın, benzer fotoğrafları göreceksiniz…

 

Polis postalı altında insan kafaları…

Elinde cop, göstericiyi yakalama uğraşısındaki polis kareleri…

Elindeki sis bombasıyla hastane acil kapılarını vuran polis figürü….

 

Fotoğraf karelerinde ortak bir payda var; ‘şiddet…’

 

1 Mayıs’ın kökeni Avustralya’ya dayanıyor… 19. yüzyılda o dönemin işçi sınıfı kendilerine bir günü bayram ilan ediyor… Bu bayram başta ABD olmak üzere Avrupa ülkelerine yayılıyor…

1 Mayıs’ın temelinde ‘bayram’ var yani… Başka bir değişle de eğlenmek…

Ancak bu bayram dünyanın bir çok ülkesinde esas amacını taşırken, Türkiye’de ise çok daha farklı bir boyutta; bayram değil, matem….

 

Evrensel işçi bayramı olarak anılan 1 Mayıs, Türkiye’de amacının dışında…!

1977’deki Taksim olayları, Türkiye’de ‘kanlı 1 Mayıs’ olarak tarihe yazıldı…

O günden bugüne 1 Mayıs asıl manasında kutlanamadı…

Şiddet hep ön plana çıktı…

Polis’in göstericiye orantısız güç kullanma kareleri hiç değişmedi…

Tarih böyle yazdı çünkü…

 

Bu ülkeyi hep bir yerlerde frenleme çabasındaki güçler, işlerini her zamanki gibi başarıyla gerçekleştirdiler….

Onlar kim diyeceksiniz?

….Provokatörler….

Hayatımızdan hiç çıkmadılar…

Hayatın her alanında boy gösterdiler…

Rahatlıkla çözülebilecek sorunlarda bile ortalığı karıştırdılar ve hep ‘kaos’ ortamına zemin hazırladılar… 1 Mayıs’ta olduğu gibi…

                                                               

77’deki katliam tarih sayfalarına şöyle düştü; “Kimliği belirsiz kişilerin açtığı ateş sonucu ortalık karıştı. Güvenlik güçleri, ateş açanlar yerine alandakilere nişan aldı… 34 kişi yaşamını yitirdi, 130 kişi de yaralandı… 470 kişi göz altına alındı fakat hiçbirinin olayla ilgisi kurulamadı. Ateşi kimin açtığı tam olarak belirlenememiş, olay halen aydınlatılamamıştır…”

 

Evet tarih böyle yazdı onları…

Yine görevdeydiler ve başardılar…

Ülkedeki birçok sorunun çözülmemesini sağladıkları gibi…

 

2008’in 1 Mayıs’ı da amacının dışında geçti…

Güvenlik güçleri yine ön plandaydı. Alandakiler, yine acımasızca dövüldü, ayaklar altına alındı. Tabi ki görev başındaki gazeteciler de…

Ülkenin en önemli yazarları bu manzarayı bu kez daha sert bir üslupla eleştirdi…

Sadece polisi değil elbet, onları yöneten iktidarı da…

Hiç de haksız değiller eleştirilerinde…

Çünkü ülkede artık ‘polis şiddeti’ oluşmaya başladı.

Hafızalardan silinmemiştir, Batman’da Milletvekili ile Belediye Başkanını bile copladılar… Gazetecilere hakaret edip, saldırılarda bulundular…

Ama artık bu şiddet ört-bas edilecek boyutta değil.

 

***

1 Mayıs çok da güzel geçebilirdi aslında…

Devletin başındakiler işçilere ‘ayak takımı ne zamandan beri başları yönetmeye başladı’ yerine ‘gelin, bayramı bayram gibi birlikte kutlayalım’ deselerdi 1977’deki olaylar sadece anılıp, bayram da ‘bayram’ gibi kutlanırdı…

 

***

Yazımın girişinde gençleri kullanan kesimlerden söz ettim, onlara da değinmek istiyorum…

Dikkat ederseniz herhangi bir kutlama, anma veya kınama günlerinde üniversite gençleri karşımıza çıkıyor…

Üniversite gençliği derken hepsini kast etmiyorum elbette…

1 Mayıs’ta da olduğu gibi işçilerden çok onlar gözaltına alındı…

Yani ülkede protesto adına sisteme karşı kim bir şeyler yapmaya çalışıyorsa onları öne atıyorlar… Kuşkusuz bu işi gönüllü yapanlar da var ama büyük bölümünün kullanıldığı kanısındayım…

Neden derseniz?

Hayalindeki okulu kazanmak için büyük emekler veren, yaşamın tüm zorluklarına rağmen yılmayıp gurbette tüm olumsuzluklara rağmen okumaya devam eden bu gençlerin, bu kadar ucuz bir şekilde ‘emeklerini’ harcayabileceklerine inanmıyorum.

Bunu sadece kullanılmaya ve kandırılmaya bağlayabiliyorum.


Değinmek istediğim gerçek şu; birileri onların sırtından nemalanıyor. Yarının teminatı olan gençlerimizin çok dikkatli olmaları gerekiyor… ‘Geleceğinizi’, ‘geleceğimizi’ birilerine teslim etmeyelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100