Mutlu insanlar uyudu,
Mutsuz insanlara selam olsun" ...
Tesadüfen karşıma çıkan bu cümle... Donup kaldım... Tek sorduğum soru kendime : "Mutsuz muyum ki gece çok geç uyuyorum veya çok mutlu olsam hemen uyur muydum?" Ya da neden bu kadar düşünüyorum her şeyi? Herkes mis gibi uyurken, neden ben oturup uyumamak için direniyorum? Neden ? Neden ? Bu nedenler uzayıp gitti. Evet mutsuz değilim de, İclal Aydın'ın dediği gibi " Mutsuz değilim de, yağmura ve mutfağındaki kedere çare bulamıyorum " .. Evet, çare bulamıyorum ben de, yağmura değil belki; ama çare bulamadığım okadar çok şey var ki beynimi kemiren, uykumu kaçıran. Bir tek mutfağıma değil, evimin tümüne sinen, hatta hayatımı etkisi altına alan kedere çare bulamıyorum...
Nasıl olmayı mı dilerdim? Dünyaya yine gelsem, yine aynı kişi olmayı isterdim. Evet, kendimle başım dertte belki, kendim beni mutlu etmiyor, çok fazla düşünüyor her şeyi, herkesi, olması imkansız hayaller kuruyorum belki; ama ben beni seviyorum ya... Başka biri olsam, kendimi bu denli sevemezdim. Kendim kendime çok benziyor. Belki başka bir coğrafyada, başka iklimlerde, hatta cehennemin dibine dahi gitsem; nereye gidersem gideyim, yanıma alacağım ilk şey; yine kendim olacağı için, onca hengâmeye ne gerek var? Nasılsa zaman mekan fark etmiyor. Kendimle başım dertte abi!
Ben, ben olduğum için kendimi sevsem de, zaman zaman (kısa bir an için )bazı değişiklikler de istemiyor değilim. Neden mi ? Hayata bir de o pencereden bakabilmek, o duyguyu tatmak için, en önemlisi kafayı yastığa koyup hemen uyumak için. Örneğin; beynimin böyle korkunç ayrıntılarla dolu olmamasını dilerdim. Sadece ayakkabılar ve kırışık gizleyici kremlerle ilgilenen bir kadın olmayı isterdim. Sadece kısa bir an için böyle olmayı istemek bile beni boğmaya yetiyor. Ne yazıkki, kendinden başkasını düşünmeyenleri, kendi öfkesinde boğulanları, egoları tavan yapmış insanları ve yalancıları tanıdım. Üstelik kalbim kırıldı.. Bu yüzdendir belki artık yeni insanlar tanımak istememem; çünkü hayatımda olan mevcut kişilerle başım dertte zaten..
Her zaman yorgun bir beyne sahibim. İçten içe ne büyük savaşlar veriyorum kendimle, insanlarla, dünyayla... Bu konuda yalnız olmadığımı düşünüyorum; az da olsa vardır benim gibi kişilikler... ve bu yüzden yaşlanıyoruz. Evet, çok ayrıntılı düşünüyoruz, sonra biz üzülüyoruz ne yazıkki herkes bizim gibi kılı kırk yarmıyor ve bizler üzüldüğümüzle kalıyoruz. Evet, iş hayatında böyle ayrıntılı, mükemmelliyetçi olmak çok işe yarar. Peki ya özel hayat? Sosyal hayat ? Düşündükçe beynimin yorulduğunu hissediyorum. İnsanın beyni yorulur mu hiç? Yoruluyormuş ! Sosyal ilişkilerimde de ince düşündüğümden, karşıdan da aynı inceliği bekler ve genelde aynı incelikle karşılaşmam, yine yıpranan taraf ben olurum. Genç yaşında saçımın 3/1 'nin beyazlaması ( ve git gide beyazların hızla çoğalması) boşuna değilmiş tabi. Bu sıkıntılı süreçlerin dışa yansıması işte.
Bir saniye sonrasına çıkacağımız meçhulken, evet bu şekilde hayatına devam etmek tabi ki manasız; ama ya elden bir şey gelmiyorsa! Ya kendime söz geçiremiyorsam ? Veya bu durumdan her ne kadar şikayetçi olsan da, aslında içten içe sen de öyleysen, o zaman ne yapmalı? O zaman düşünmeye devam etmeli. " Düşünüyorum, o halde varım" Var olmak için, hayatın dibini görmek için düşünelim.
Güzeldir ince ayrıntılar... Gecelerin ne kadar uzun olduğunu anlamak için...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
metin 2017-08-01 12:38:43

güzel bir yazı