7 bölgeye ayrılan, bir anda dört mevsim birden yaşanan cennet gibi bir yer burası. Hani her insana kendi memleketi, kendi toprağı güzel gelir yaa; orda olmak, orada nefes almak, sokaklarında güvenle dolaşmak bile mutluluk verir ya insana; çünkü kendi öz vatanındasın, köklerine yakın yaşıyor, ee haliyle dünyanın en mutlu insanı benim diye düşünüyorsun. Bu tür duyguları hatta daha da yoğun şekilde hisseder vatanında yaşayan her insan, acaba Ceylin'in dedesi,nenesi, anne ve babası şimdi şu anda bunları nekadar hissediyordur? Bu konuda birkaç satır karalamak, hatta hissetmek bile insanı üzüntüden bitirmeye yetiyor. Ceylin, İzmir Ödemiş'te kaybolan ve "komşusu" tarafından kaçırılıp tecavüz edilen 10 yaşındaki dünyalar tatlısı bir çocuktu. Bir çocuk.. çocuk ya çocuk... Oysa Ramazan ayındayız ve maneviyatın doruklarında dolaşmak gerekirken, sen git 10 yaşındaki çocuğu öldür.! Yahu bu nasıl bir vicdandır, aklım da beynim de almıyor. Öfke ve nefretle doluyum, eminim bu haberi duyan her insan buna benzer duygular içerisindedir. Biz toplum olarak ne zaman bu hale geldik akıl alır gibi değil! İşin bir başka kahredici boyutu ise; anne baba ayrılmış, yavrucağa dedesi ve nenesi bakıyor, yani bir çocuğa bakamamış iki yetişkin insan, sözde anne ve baba onlar. 10 yaşındaki küçük bir kız çocuğuna anne ve baba dışında kim ne kadar bakabilir ki? Bakmak; yemek yedirmek, okula göndermek, üst baş almak v.s değil ki sadece... kimbilir belki de anne baba ile yaşasaydı böyle olmayacaktı ? Kimbilir! Lütfen ama lütfen kimse bakamayacağı çocuk yapmasın yazık o çocuklara?


Çocuk sahibi olanlar nasıl paronayak olmadan yaşayalım? Düşünsenize, çoçuğunuzu karşı komşunuz kaçırıyor ve öldürüyor? Allah'ım insanın aklı çıkar ya!! Oysa her çocuğun hakkı değil midir özgürce oynayabileceği bir ortamda yaşamak? Korkmadan, kısıtlamadan, anne baba 7/24 uyarmadan koşup oynayabileceği bir ortamda büyümek? Yeri gelir komşunun evine gidip komşu çocuğu ile saatlerce oynamak, orada yemek yemek. Oysa, evin babası işten gelince komşu çocuğunu nasıl öldürürüm diye planlar yapmaz, çocuklar uyum içinde ne de güzel oynuyor diye düşünüp mutlu olması gerekir, azından biz böyle ortamlarda büyüdük ve o küçük yaşımızda komşumuzdan korkmadık; çünkü komşu evi bir nevi ikinci evimizdi. Annemiz ile oraya gider, anne babamızın işi olduğunda bizi komşuya bırakır, saatlerce gözleri arkada kalmadan emanet ettikleri yerdi; çünkü güvenliydi... Çünkü komşunun bizi öldüreceği ihtimali yoktu...


Anne baba olmak gittikçe zorlaşıyor. Çocuk olmanın daha da güç olduğu bu coğrafyada iyi bir gelecek veremediğimiz meleklerimizi koruyamıyoruz. Ne yapsak kolye yapıp boynumuza mı assak? Keşke mümkün olsa da ipek mendillere sarıp cebimizde taşısak? Ama ne mümkün! Nasıl bu hale geldi insanlık? İnsanlık diyorum; çünkü bu caniliği yapan o komşu ve onun gibiler insan kılığına bürünmüş yaratıklar ne yazıkki! Nedir bu doyumsuzluk, açlık, bencillik, " ben" cillik? Gücü yeten yettiğine zülmeder, sırf canı istedi diye başka bir canlıya acı çektirir hale nasıl gelindi? Duyunca bile acı çekiyor, öfkelenip kahroluyoruz! Peki ya ailesi ne durumdadır? Allah sabır versin diyemiyorum; çünkü biliyorum bu acıya sabır bile dayanmaz! Bunun bir çözümü olmalı diye düşünüyorum, ki bu soruyu milyonlar da düşünüyor. Evet, bunun bir çözümü olmalı... idam mı? Evet. Gerekirse idam geri gelsin. Caydırıcı olması açısından etkili bir çözüm olacağını düşünenlerdenim. Eğitim sistemimin her bakımdan çok iyi yerlere gelmesi gerekiyor. Tabi bu eğitim sadece okuldaki eğitimle sınırlı olmamalıdır, ailedeki eğitime de biz ebeveynlerin her zamankinden daha çok önem vermesi gerekiyor... Hepimiz çocuğumuza bir başkasına zarar verilemeyeceğini taa küçükken anlatmalı ve aşılamalıyız. Yabancılara güvenmemesi gerektiğini, başı dertte olduğunda avazı çıktığı kadar bağırmasını, biri ona bir kötülük yaptığında, onu tehdit ettiğinde bile korkmadan bunu ailesine söyleyebilmesini, polislerden korkmamasını, aksine başı dertteyken polise sığınmasını bilmesi çok önemli. Zaman bizim kapı önünde komşularımızın güvenliğinde ikram ettikleri salçalı ekmekleri rahatça yediğimiz dönemlerdeki gibi değil ! Hadi küçüklere bunları anlattık, hatta aşıladık, peki ya büyükler! Onları ne yapmalı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.